Özbekistan & Karakalpakistan

YURT DIŞI TURLAR   +9 Kişi
04 Nisan 2027 - 13 Nisan 2027
Son katılım : 23 Şubat 2027
9 Gece / 10 Gün + 17 Yemek + Tüm Turlar dahil
THY ile
Katılımcı Sayısı 18 Kişi ile sınırlıdır.
Uçak biletleriniz için acele ediniz.
Gezilecek Yerler : Taşkent - Semerkant - Buhara - Şehrisebz - Kızılkum Çölü - Harezm Bölgesi - Hive - Karakalpakistan - Nukus - Mizdahkan - Kızılkum Çölü - İpek Yolu - Kültür, Miras ve Tarih - Göz Kamaştırıcı Turkuaz Kubbeli Camiler - Özbek Folkloru…
Tur Tarihi :
04 Nisan 2027
KALAN YER : 9+ Kişi
Tur Kategorisi : Standart
Kişi Başı :
2.345 $ (113.104TL)
Tek Kişi Farkı :
325 $ (15.675TL)

İpek Yolu boyunca sıralanan ülkelerde yaşayan halkların çok eskilere dayanan kültürleri ve inançları zengin bir mozaik oluşturmakta. İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda orduların, göçlerin dolayısıyla da ideolojilerin, dinlerin, bilgelerin ve kültürlerin de yolu olmuştur. İpek Yolu güzergahını takip ederek Orta Asya tarihînin en güzel kültür miraslarını günümüze taşıyan ata diyarı Özbekistan'da efsanevi şehirleri keşfedeceğiz: Kızılkum Çölü; Karakalpakistan'da çölün ortasında avangard sanatı; çölde bir mücevher Hive; sanki kumların arasından yeryüzüne fışkıran, eski dinsel merkez vaha-şehir Buhara; Timur'un doğduğu Şehrisebz; Timur'un ve torunu Uluğ Bey'in muhteşem başkenti Semerkant; Türkistan coğrafyasının en önemli metropollerinden Taşkent…
Özbek ata sözü der ki: "Evrende iki büyük yol vardır, gökyüzünde Samanyolu, yeryüzünde İpek Yolu"… Bu seyahatte, Orta Asya'dan geçen İpek Yolu'nun büyük bir kısmını katederek, üzerindeki masal tadında şehirleri, buralarda yaşayan toplulukların kültürlerini ve bu topraklardan geçmiş büyük imparatorlukların izlerini keşfetme fırsatı...

TURUN ÖZELLİKLERİ

  • Orta Asya'nın bu bölgelerini ziyaret etmek için en iyi mevsimler, havanın daha ılık olduğu ilkbahar ve sonbahardır;
  • Çok az gezginin gidebildiği, İgor Savitsky'nin Rus Avangard Resim Koleksiyonunu içeren Karakalpakistan, Nukus Müzesi gezisi;
  • Seyahat programı Dünya Mirası Listesi'nde yer alan, buram buram tarih kokan birbirinden görkemli yapılarıyla Hiva, Buhara, Şehrisebz ve Semerkant'ın yanı sıra Taşkent modernist mimarisi'nin bazı yapıları içermekte;
  • Taşkent ile Semerkant arasında Afrosiyob yüksek hızlı treniyle yolculuk;
  • Semerkant'tan Şahrisabz'a, Dağ Geçidi üzerinden konforlu bir yolculuk için arabalarla gidiş (araç başına 3 kişi);
  • Nukus ile Taşkent arasında en hızlı en kolay erişim olan uçak yolculuğu;
  • Konaklamalar dört yıldızlı otellerde;
  • Hive'nin ruhunu gerçek anlamda hissetmeyi sağlayan, otele dönüştürülen İçan Kale'deki Muhammed Emin Han Medresesi'nde konaklama;
  • Buhara'daki tarihî bir medresede folklorik gösteri;
  • Semerkant'ta Tarihî Kıyafetler Tiyatrosu'nda gösterisi;
  • Semerkant'ta Özbek klasik müziği konseri;
  • Türkçe yerel rehberlik hizmeti;
  • Yemeklerde, Türk damak zevkine çok yakın olan Özbek mutfağının farklı lezzetlerinin tadımı.

Başlangıç Günü

03 Nisan Cumartesi günü saat 22:15'ten itibaren İstanbul Havalimanı'nda Türk Hava Yolları'nın kontuarında uçağa kayıt işlemlerinizi yapabilirsiniz.

04 Nisan 2027 Pazar Istanbul - Taşkent

Türk Hava Yolları'nın TK368 no.lu uçuşu ile saat 01:15'te hareketle 07:40'ta Özbekistan'ın başkenti Taşkent'e varış. Karşılamadan sonra, şehir merkezindeki otelimize transfer. Kahvaltının ardından, başkentin keşfi için hareket. İpek Yolu güzergahı üzerinde önemli bir ticaret durağı olmasına rağmen Taşkent görkemli şehirler Buhara, Semerkant ve Hiva'ya göre daha mütevazı bir geçmişe sahip. Şehir, Arapların, Samanilerin, Karahanlılar ve Moğol asıllı Hıtaylarının egemenliğine girdi. Timur zamanında, XIV. yüzyılda bir bilim, sanat ve ticaret merkezi olarak en parıltılı dönemini yaşadı. XVI. yüzyılın ikinci yarısında Buhara Hanlığı tarafından ele geçirilen şehir, XVII - XVIII. yüzyıllarda Kazak ve Kalmuklar'ın denetimine geçmiş ve 1809 yılında Hokand Hanlığı topraklarına katılmış. Hokand Hanlığı'nın zayıflaması ile de, 1865 yılında Rus Çarlığı'nın eline geçti ve 1917 Devrimi'ninden sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin bir parçası oldu. 1930 yılında Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti konumuna yükseldi. 1966 yılında yaşanan yıkıcı depremin ardından kent, büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş. Geniş yolları, yeşil alanları, düzenli yerleşimi, sağlam altyapısı ile kent, Sovyet şehir planlamacılığının en önemli örneklerinden biridir. Taşkent, 1991'den beri de bağımsız Özbekistan Cumhuriyeti'nin başkenttir. Şehir birbirinden farklı iki kısımdan meydana gelir. Bunlardan birincisi dar sokaklı, kerpiç alçak evlerden oluşan eski şehir; diğeri modern cadde ve binaların, Çirçik suyundan ayrılan kanalların çevresindeki yeşil alanlarıyla dikkati çeken yeni Taşkent'tir. Şehir turu esnasında, Özbek halk sanatları ve geleneksel el işçiliğini tanımak için başkentin en önemli kültürel mekanlarından biri olan, Özbek el sanatlarının en güzel örneklerinin sergilendiği Uygulamalı Sanatlar Müzesi'ni ziyaret. Polovtsev Evi olarak da anılan tarihî konak, Rus diplomat ve Doğu araştırmacısı Aleksandr Aleksandroviç Polovtsev'in eviydi. Yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından, XVI. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar uzanan farklı dönemlere ait yapıları bir araya bulunduran Taşkent'in kutsal kalbi Hast İmam (Hazreti İmam) Meydanı gezisi: XVI. yüzyılda Şeybaniler zamanında Taşkent'i yöneten Timur'un torunları tarafından inşa edilmiş Barak Han Medresesi; baş Cuma Cami olarak kullanılan Tila Şeyh Camii; X. yüzyılda yaşamış ünlü İslam alimi, şairi ve hukukçusu Ebu Bekir Muhammed el-Kaffal eş-Şaşi adına 1541-1542 yıllarında inşa edilen Kaffal Şaşi (Qaffol Shoshiy) Mozolesi... Son olarak, büyük turkuaz kubbesi ve anıtsal girişleriyle dikkat çeken, Özbekistan'ın farklı bölgelerinin mimari geleneklerinden esinlenerek tasarlanmış olan İslam Medeniyeti Merkezi'nin dıstan görülmesi. Gezilerin ardından, otele dönüş ve yerleşme. Öğle yemeği geziler sırasında yerel bir lokantada. Akşam yemeği ve geceleme otelde.

05 Nisan 2027 Pazartesi Taşkent - Semerkant

Sabah, tren istasyonuna transfer ve saat 08:30'da Afrosiyab hızlı treni ile hareketle, saat 10:30'da Zeravşan Irmağı vadisinde bulunan Özbekistan'ın ikinci büyük şehri Semerkant'a varış. Semerkant tarihî kenti dünya kültürlerin kavşağı ve buluşma noktasıdır. Antik Efrasiyab olarak M.Ö. VII. yüzyılda kurulan Semerkant, XIV.-XV yüzyıllar arasında ki Timurlu döneminde nakış gibi işlenmiş, görkemli binalarla donatılarak altın çağını yaşamış. Savaşçı ve sert kişiliğiyle hızla yükselen Timur, Barlas aşiretinin lideri oldu. Gençken bir savaşta yaralanan Timur'un ayağı aksak olmuştu. Bu yüzden düşmanları Timur "Lenk" (Aksak Timur) lakabını taktı. Soylu bir aileden gelmediği için Han olamayan Timur'a Amir denmiş. Timur gerçekten büyük bir stratejist ve muzaffer bir komutan idi fakat imparatorluğunu kurarken acımasız ve gaddar olduğu için çok kan döktü. Ancak fethettiği şehirlerden çok sayıda bilim adamı, mimarı ve sanatçıyı başkenti Semerkant'a getirdi ve yağmalarla ele geçirdiği büyük servetle zamanın en görkemli şehrini ve bilim merkezini yarattı. Büyük torunu Uluğ Bey ise, imparatorluğun bu altın çağına ilim ve irfan kattı.
İki gün boyunca tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alınan Timur'un efsane başkenti ve çevresinin keşfi: Semerkant gezisine gösterişli kapısı ve kubbesiyle Gur Amir olarak adlandırılan ve aynı zamanda bir aile kabristanı olarak kullanılan Timur'un Türbe'si ile başlama. Türbede ayrıca Timur'un oğulları Mîran Şah ve Şâhruh ile birlikte diğer iki torunu Pîr Muhammed Mirza ve Uluğ Bey, hocası Aziz Nur Seyyid Bereke gömülüdür. Yerel bir restoranda öğle yemeğinden sonra, geleneksel bir kağıt atölyesini ziyaret. Semerkant şehrinin diğer bir özelliği ise dut ağacı liflerinden üretilen meşhur Semerkant kağıdı imalâtıdır. Kağıt, Çin'den, Orta Asya'ya oradan da İran'a geçti. Çin'in dışında ilk defa Semerkant'ta kağıt yapım merkezi kuruldu. X. yüzyıla kağıt yapımında başka merkezlerin ortaya çıkmasına rağmen Semerkant rekabet edilemez yüksek kaliteli kağıt üreten bir merkez olarak kendi statüsünü korudu. Ardından, Uluğ Bey Rasathanesi gezisi. Dedesinin aksine Ulu Bey ülkeler fethetmekten ziyade, gökyüzü âleminde araştırmalar yapmayı, gök kubbenin sırrını çözmeye çalışmayı tercih etmişti. Timur'un torunu büyük matematikci ve gökbilimci Uluğ Bey tarafından 1428 yılında şehrin yakınlarında bir tepede yaptırılan rasathane, Semerkant'ın bilimde ulaştığı en yüksek noktayı temsil etmekte. 48 metre çapında, 3 katlı ve yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki gözlemevi, medresesinde yapılan matematik ve astronomi çalışmalarını pratiğe uygulamak için ve ilim dünyasına sunmak gayesiyle yapılmıştı. Rasathane 1449 yılında Uluğ Bey'in öldürülmesinden hemen sonra dindar fanatikler tarafından kısmen yıkıldı ve kütüphanesi yağmalandı. Son olarak da Efrasiyab gezisi. Semerkant şehrinin bilinen ilk yerleşimi Efrasiyab höyüğü 1220'li yıllardaki Moğol İstilası sırasında tahrip edilerek terk edilmiş. Fakat tepede bulunan Şah-ı Zinde Türbesi nedeniyle önemini hiçbir zaman yitirmemiş. 676 yılında Maveraünnehir'de Müslümanlığın yayılmasına çalıştığı sırada öldüğü rivayet edilen Hz. Muhammed'in yeğeni Kasım b. Abbas'ın mezarının etrafında daha sonraki dönemlerde yapılan türbelerle oluşan bu yapılar topluluğu, Kasım bin Abbas'ın şehit olmasına izafeten Şah-ı Zinde (Yaşayan Şah) olarak isimlendirilmiş. Şah-ı Zinde mezarlığı kompleksi gezisiden sonra, otele yerleşme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.

06 Nisan 2027 Salı Semerkant

Kahvaltının ardından, Dünya Mirası Semerkant'ın keşfine devam. İlk olarak, antik kentin kuruluşundan Orta Çağ'a kadar uzanan tarihîne ışık tutan Efrasiyab Arkeoloji Müzesi gezisi. Müzenin en değerli hazinesi, 7-8. yüzyıllara tarihlenen Efrasiyab Freskleri'dir. Bu duvar resimleri, dönemin Soğd uygarlığının saray yaşamını, diplomatik heyetleri ve törenleri tasvir eder. Fresklerin, Semerkant hükümdarı Varkhuman'ın sarayına ait olduğu düşünülmektedir. Daha sonra, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler tarafından ziyaret edilen ender yerlerden biri olan 18 metre uzunluğundaki Hz. Danyal'ın kabrini ziyaret. Bir rivayete göre, Timurlenk, XIV. yüzyılda İran ve Irak bölgesini fethe gittiğinde, İran-Irak sınırındaki Sus şehrinde yer alan Hz. Danyal'ın kabrini toprağıyla beraber buraya getirmiş, başka bir rivayet ise kabrinden sadece toprağın getirildiğinden bahseder. Timur'un eşi Bibi Hanım için yaptırdığı, çinileriyle ve Kufi yazılarla süslü Bibi Hatun Camii ile geziye devam. Her türlü ürünün bulunduğu, İpek Yolu döneminden beri Semerkant'ın ticaret ve sosyal yaşam merkezlerinden biri olarak kabul edilen, renkli tezgahları, baharat kokuları, ekmek fırınları ve canlı pazarlık kültürüyle oldukça hareketli olan meşhur Siyab Pazarı'nda gezinti. Yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından, Uluğ Bey tarafından kurulmuş ve bizzat kendisinin burada matematik ve astronomi dersleri verdiği yıldızlarla bezeli Uluğ Bey Medresesi, aslan ve ceylan figürleri ile süslenmiş Şir Dor Medresesi ve altın süslemeli Tellakari Medresesi ile çevrili Semerkand'ın Kalbi Registan Meydanı gezisi. Üç tarafını çevreleyen bu üç muhteşem medresesiyle Registan Meydanı, Semerkant'ın en ünlü simgesi ve Orta Asya'nın en görkemli tarihî meydanlarından biridir. Yüzyıllar boyunca şehrin ticari, eğitimsel ve törensel merkezi olarak hizmet vermiştir. Gece aydınlatması sayesinde Registan Meydanı, büyüleyici, masalsı bir görüntü sunar. Özbek millî kıyafetleri millet kültürünün ayrılmaz bir parçası. Son olarak, Özbekistan'ın düğün, milli danslar, sanat, tarihî giysi gibi geleneklerini daha iyi tanıyacağınız Tarihî Kiyafetler Tiyatrosu'nda gösteri izleme. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.

07 Nisan 2027 Çarşamba Semerkant - Şehrisebz - Buhara

Kahvaltının ardından, Özbekistan'ın en güzel manzaralı rotalarından biri olarak kabul edilen 2200 metre rakımlı Takhta Karaçi (Takhtakaracha) Dağ Geçidi üzerinden, Semerkant'ın güneydoğusunda, Pamir Dağı'nın eteklerindeki Şehrisebz şehrine doğru binek araçlarla yola çıkış. Verimli topraklarla çevrili olmasından dolayı "yeşil şehir" anlamına gelen Farsça kökenli Şehrisebz Türk-Moğol soyundan gelen büyük komutan ve devlet kurucusu Timur'un doğum yeridir. Timur'un 1336 yılında doğduğu, tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alınan Şehrisebz (eski Keş) gezisi. Şehir, Timur'un yaptırdığı yazlık konutu Ak Saray'ın harabeleri, sarayın bahçesindeki savaşçı'nın büyük heykeli ve Dorus Saidat anıt kompleksi ile ünlü. Timur, yazlık sarayı yakınlarında, genç yaşta ölen iki oğlu Cihangir ve Ömer Şah için ve kendisi için de bir mezar odası bulunan bir türbe-cami kompleksi inşa ettirmişti. Özbekçe "demir" anlamına gelen Timur, Çin sınırından Ege Denizi'ne kadar, o günkü dünyanın büyük bir bölümünü ele geçirmişti. Fakat Amir Timur Çin seferine çıkarken Otrar'da (güney Kazakistan) beklenmedik ölümünden sonra, bedeni mumyalanarak defnedilmek üzere, Şehrisebz'in yerine başkent Semerkant'a götürüldü. Şehrisebz ayriyeten Timur'un büyük torunu Uluğ Bey tarafından 1437 yılında yapılmış olan Kok Gumbaz Camii ve meditasyon evi olarak bilinen Dorut Tilovat'a ev sahipliği yapmakta. Tarihî yerlerin gezisinin ve yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından 280 kilometre uzaklıktaki "İslam'ın kubbesi" unvanlı Buhara'ya doğru tur otobüsümüzle yola devam. İpek Yolu güney güzergâhı üzerinde bulunan, uçsuz bucaksız Kızılkum Çölü'nün zorlu koşullarını geçen kervanların umutla beklediği, çöl ikliminin hâkim olduğu verimli Zerefşan Irmağı'nın aşağı havzasında, çölün güney ucundaki yemyeşil vaha ve kutsal şehir Buhara'ya akşam saatlerinde varış. Orta Asya'nın en eski şehirlerinden biri olan Buhara, göz kamaştırıcı cami, medrese ve türbeleriyle, bölgenin geçmişine büyüleyici bir pencere açıyor. Tarihî dokusunu büyük ölçüde koruyan şehir merkezindeki otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.

08 Nisan 2027 Perşembe Buhara

Buhara, Sogdiana ve Maveraünnehir bölgeleri üzerinde iz bırakan tüm etkileri yaşamış. Sasaniler tarafından zulüm görmüş ve buraya sığınan Hıristiyanlar, Nasturiler, Budistler ve Manişeistlerle şehir önemli bir entelektüel ve din merkezi olmuş. İslâmın fethinden sonra, IX. yüzyılın ortasından X. yüzyılın sonuna kadar Samanîlerin başkenti olan Buhara, Fars şiirinin babası Ebu Abdullah Cafer Bin Muhammed Rudeki ve Buhara'nın saray kütüphanesinde okuyan ve Batı'da Avicenna adıyla tanınan en büyük İslam bilginlerinden olan filozof ve hekim Ebu Ali İbn Sina gibi prestijli şair ve âlimlere ev sahipliği yaptı. Uğradığı birçok istila şehri âdeta bir mimarlık müzesine dönüştürdü: 709 yılında Araplar; IX. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yaşayan, Türk tarihînin Orta Asya'daki temsilcisi olan ve İslamiyeti kabul ederek ilk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar; 1220 yılında Cengiz Han'ın orduları; 1370 yılında, Tatarlar orduları ile devletin sınırlarını Hindistan'dan Anadolu'ya kadar genişletmiş olan Timur… Buhara, Samanîler ve Karahanlılar zamanında ilk altın çağını yaşamış. Özbek Şeybaniler 1506 yılında Buhara'yı ele geçirdikten ve 1561'de yönetim imparatorluğunun merkezini yaptıktan sonra şehir, Buhara Hanlığı olarak anıldı. XVI. Yüzyılda ise, inşa edilen yeni ticaret merkezleri, kapalı çarşılar, kervansaraylar ve orta Asya'da sanatlarını zirveye taşıyan minyatür ressamları ile Buhara ikinci altın çağını yaşamış. Cengiz Han soyundan olmayan Mangitler 1747'de Buhara'yı işgal ederler. 1785 yılında Buhara Emirliği ilan edilir. Buhara, bir zamanlar barındırdığı 300 caminin bir kısmı artık yok olsa bile, geçmişinin tüm cazibesini koruyabilmiş geleneksel bir şehirdir.
Sabah, tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alınan Buhara'nın kalbinin keşfi için hareket: Orta Asya'daki pişmiş tuğladan yapılmış ilk mimari yapı İsmail Samani Türbesi; Harezm mimarisinin izlerini taşıyan Hz. Eyüp Çeşmesi; benzersiz süslemeleriyle Bolo Havuz Camii; 1920 yılına kadar Buhara Hükümdarların ikamet ettikleri saray Ark Kalesi (İç Kale); Karahanlılar tarafından yaptırılan 47 metre yüksekliteki görkemli Kalon Minaresi, Kalon Camii ve Miri Arap Medresesi ile Buhara'nın ruhani atmosferinin en fazla hissedildiği yer Poyi Kalon Kompleksi… Öğle yemeğinin ardından, yürüyerek tarihî merkezinin keşfine devam: Timur'un torunun yaptırdığı Uluğ Bey Medresesi; Şeybaniler zamanında yaptırılan Abdülaziz Han Medresesi; Kukeldaş Medresesi, Hanaka derviş tekkesi, Nadir Divan Beyi Medresesi ve Nasreddin Hoca Heykeli'nin bulunduğu Lebi Havuz Kompleksi; Chor (Dört) Minare Medresesi; Karahanlılar'dan kalma Orta Asya'nın en eski camii Magaki Attari Camii; Toqi Zargaron Kuyumcular Çarşısı, Toqi Telpak Furushon Başlıkçılar Çarşısı ve Toqi Sarrafon Sarraflar Çarşısı gibi kubbeli çarşılar… Eski bir medresede folklorik gösteriler izlemesinden sonra yerel bir restoranda akşam yemeği. Geceleme otelde.

09 Nisan 2027 Cuma Buhara - Hive

Buhara İpek Yolu üzerindeki şehirlerin bugün de en mistik havaya sahip olanı. "Eğer bir iyilik tohumu dikilirse, yedi yılda büyür ve yedi yüz iyiliğe vesile olur" sözünü söyleyen Bahauddin Nakşibendii Buhara'da yaşamış. Bir zamanlar gayrimüslimlerin içeri alınmadığı için hep gizemli bir kent olarak kalmış. Demiryolunun gelişine kadar "yasak şehir" diye anılmaktaydı.
Kahvaltının ardından, Buhara'nın dışında yer alan önemli tarihî eserleri gezmek üzere yola çıkış. İlk olarak, Orta-Asya'da İslam dininin kökleşmesinde büyük rol oynayan sufi din adamı Bahauddin Nakşibendi (1318-1389) Küllyesi gezisi. İçinde tasavvuf dergâhı (hanaka), camiler, medrese ve minarenin yanı sıra sade bir yapıya sahip Bahauddin Nakşibendi'nin Türbesi'nin bulunduğu kutsal kompleks hala bir hac yeri olarak kullanılmakta olup Orta Asya'nın en önemli tasavvuf merkezlerinden biri kabul edilir. Daha sonra, Doğu ve Rus Mimarisi'nin izlerini taşıyan göz alıcı son Buhara Emiri Seyyid Mir Muhammed Alim Han'ın Yazlık Sarayı olan zarif "Sitora-i-Mokhi-Khosa" ziyareti. 1912-1918 yılları arasında inşa edilen saray, Buhara Emirliği'nin yıkılmasından kısa süre önce tamamlanmıştır. Saray, Buhara Emirliği'nin son yıllarındaki yaşam tarzını gösteren en önemli yapılardan biridir. Yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından, Karakum çolünden geçerek Harezm Bölgesi'ndeki masalsı vaha şehir Hive'ye doğru yolculuk.
Buhara şehrinden 450 km uzaklıkta bulunan Hive (Khiva) coğrafi konumundan ve kültürel değerlerinden dolayı ülkenin diğer şehirlerine göre kendine has mimariye ve oldukça farklı bir havaya sahip. Hive, önemli bir su kaynağına sahip olduğu için İpek Yolu'nda vazgeçilmez bir etap oluşturmuş. Ahamenid İmparatorluğu'nun bir parçası olan Harezm'de İslam dini şehir, M.S. VII. yüzyılda Arapların eline geçince yayılmaya başlar. XI.-XIII. Yüzyıllar arasında Gazneliler ve Selçuklular zamanında çeşitli Türk boylarının Harezm'e gelip yerleşmeleri bölgenin Türkleşmesini sağlar. 1097 yılında Kutbeddin Muhammed'in, Sultan Sencer tarafından "Harezmşah" olarak Harezm valiliği görevine atanmasıyla, bölgede Harezmşahlar sülalesinin başladığı kabul edilir. XVI. yüzyılda Hive Hanlığı'nın oluşmasıyla da bölgedeki hâkimiyet el değişir. Harezmşahlar ve Hive Hanlığı dönemleri yeni başkent statüsüne kavuşan Hive'nın altın çağını oluşturur. Rus saldırılarını geri püskürten Hive Hanlığı en sonunda 1873'te yenilerek Rusya'nın egemenliği altına girer. Bolşevik Devrimi'nden sonra diğer hanlıklarla birlikte Hive Hanlığı da kaldırılarak yerine Harezm Sovyet Halk Cumhuriyeti kurulur ve Hive şehrinde bu Cumhuriyetin merkezi yapılır. 1924'te Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmasıyla politik önemini kaybeder. Hive'ye varışı takiben, tarihî şehir merkezindeki ve Hive'nin en sıra dışı, en karakteristik otellerinden biri olan otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.

10 Nisan 2027 Cumartesi Hive

Binlerce yıllık geleneklerini hala koruyan insanların yaşadığı çölün kapısı Hive şehri İpek Yolu üzerindeki en önemli duraklardan birisidir. Buradaki aileler eski geleneklerini yüzyıllardır sürdürüyor. Geçmişteki Zerdüştlük dininin çok önemli bir filozofisi olan ekmek yapımı bile hala eski yöntemlerle yapılıyor. Zerdüştlüğün etkilerini Hive'deki binaların üzerinde görebilirsiniz. Cami ve medreselerde bile farklı dinlere ait motiflere rastlayabilirsiniz. Söz konusu izler, İpek Yolu üzerindeki bu şehrin dinlerin, kültürlerin, filozofilerin kesişme noktası olduğunun bir kanıtıdır. Güneş ışığında parıldayan turkuaz ve kobalt mavisi sırlı seramik kiremitlerin süslediği pişmiş toprak tuğlalarla inşa edilen geleneksel binalar, gün batımında kehribar rengine bürünüyor.
Özbekistan'ın üç büyük tarihî şehri arasında birçok ziyaretçi için en masalsı ve en iyi korunmuş olanı Hive'dir. Gün boyunca, İpek Yolu üzerindeki en önemli duraklardan birisi olan zamanın durduğu yer Hive'deki tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alınan büyüleyici güzellikteki İçhan Kalesi'nin yürüyerek keşfi. "Gökyüzü altındaki açık hava müzesi" olarak nitelendirilen, ziyaretçilere görsel bir şölen sunan, labirenti andıran yapısıyla çok sıra dışı bir yer olan Hive'nın en ünlü bölümü ve kalbi olan tarihî İçhan Kalesi, çok iyi korunmuş ve yaklaşık 2.200 metre uzunluğundaki ve 10 metre yüksekliğindeki güçlü kerpiç surlarla çevrilidir. Günümüzde toprak rengi ve kızılın hakim olduğu bu kale, yeşil ve mavi çinilerle kaplı medreseler, camiler ve türbelerin parladığı, zamanın durduğu Orta Asya'nın en büyük açık hava müzesidir. İç kalenin burçları ve dört ana kapısı bulunmakta: güney'de Taş Kapı, Batı'da Ata Kapı, Kuzey'de Bahçe Kapı ve XIX. yüzyıla kadar İpek Yolu'da en büyük köle ticaretinin yapıldığı ve tam bir curcunanın hâkim olduğu Doğu'daki Pehlivan Kapı. Eski Kale anlamına gelen Kunya Ark kompleksi, Seyid Alaaddin Türbesi, Muhammed Emin Medresesi, Cuma Camii, Abdullah Han Kervansarayı ve Medresesi, Allakuli Han Medresesi ve Kapalı Çarşısı, Hive'nin efsanevi kahramanı Pehlivan Mahmud Türbesi, inşaatı bitirilemeyen 26 metre yükseklikteki görkemli Kalta Minor Minaresi, Hoca İslam Camii ve Hive'nın simgesi 45 metrelik Minaresi, Şirgazi Han Medresesi, Hive Hanlarının yazlık sarayı Taş Avlu, köle pazarının kurulduğu kalenin doğu kapısı Palvan-Darvaza gezilecek yerler arasında. Öğle yemeği geziler esnasında. Akşam yemeği yerel bir restoranda. Geceleme otelde.

11 Nisan 2027 Pazar Hive - Karakalpakistan/Mizdahkan - Nukus - Taşkent

Sabah, seyahatin en kuzey noktası olan, kadim Harezm toprakları üzerinde kurulmuş ve Özbekistan topraklarının üçte birini oluşturan Karakalpakistan cumhuriyetinin siyasi, iktisadi ve kültürel merkezi Nukus'a hareket. Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde kalan, Ceyhun (Amu Derya) Nehri'nin döküldüğü Aral Gölü'nün güneyinde, Kızılkum ve Karakum çöllerinin arasında uzanan Harezm Bölgesi'nde yolculuk. İpek Yolu'nun kalbi Özbekistan'a bağlı özerk bir bölge olan Karakalpakistan'ın başkenti Nukus'a varışta yerel bir restoranda öğle yemeği. Öğleden sonra ise, Özbekistan'ın sanat hazinesi Karakalpakistan Ulusal Müzesi ziyareti için hareket. Bir kazı ekibiyle Karakalpakistan'a gelen İgor Savitsky adında Ukraynalı bir arkeolog, ressam ve koleksyoncu, 1957'de Nukus'a yerleşir. Özbek ve Karakalpak sanatçılarının yanı sıra Sovyet yönetiminin sürgüne gönderdiği avangard sanatçılarının resimlerini ve diğer eserlerini toplar. Sovyet Döneminde yasaklanan Özbekistan'a bağlı Özerk Cumhuriyet Karakalpakistan'ın sanat koleksiyonu Nukus'taki müzede korunuyor. Günümüzde, Savitsky'nin adını taşıyan Karakalpakistan Devlet Arkeoloji, Etnografya ve Sanat Müzesi, St. Petersburg'dan sonra en büyük Rus Avangard koleksyonunu barındırmakta. Bu son derece farklı ve etkileyici müze ziyaretinden sonra, Gyaur-Kala kalesinin kalıntılarının yanında bulunan Karakalpakstan'ın en eski hac yerlerinden biri olan Mizdakhan (Mazdakhan) nekropolü gezisi. Birçok tarihçi Harezm'i, Hıristiyanlık ve İslam'dan çok daha önce ortaya çıkan Zerdüştlüğün (Mazdaizm) anavatanı olarak kabul etmekteler. Antik nekropolde, Zerdüşt (Mazdaizm ve Zerdüştlük) ve İslam gelenekleri iç içe geçmiştir. Mizdahkan antik kenti üç büyük istilayla karşı karşıya kaldı. VIII. yüzyılda Araplar, bölgedeki mevcut din olan Zerdüştlüğü yok etmek ve İslam'ı kurmak amacıyla bölgeyi işgal edip kaleyi ele geçirdiler. Mizdahkan'ın ikinci büyük yağmalanması, Cengiz Han'ın şehri 1221'de işgal etmesi oldu. Üçüncü ve son saldırı 1388'de Timur tarafından gerçekleştirildi ve mezar yerleri dışında her şeyi yok etti. Mizdahkan, yaşayanlar için bir şehir olmaktan çıktı ama ölüler için bugüne dek bir şehir olarak büyümeye devam etti. Efsaneye göre Adem'in mezarı Mizdakhan'da yer almakta olup bu nekropolün kutsal bir yere dönüştürülmesine katkıda bulunmuştur. Bilim adamları, Adem'in Mizdakhan'daki mezarının, Zerdüştlük'te Bilgelik ve Güneş Tanrısı Ahura-Mazda tarafından yaratılan ilk insan olan Gayomard'ın (Gayamaretan) bir mezar yeri olduğunu varsayıyorlar. Akşamüstü Nukus'a dönerek gezinti: Karakalpak şair Berdakh'ın heykeli, belediye binası ve tiyatro göreceğiniz yerler arasında. Etnik olarak Karakalpaklar VI. yüzyılda Oğuz, Kıpçak ve Peçenek gibi Türk boylarının karışması sonucu ortaya çıkmış bir topluluktur. Karakalpak Türkleri'nin %92'si Karakalpak Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. Gezinin ardından, Nukus'a dönüş. Yerel bir restoranda akşam yemeğinin ardından, havaalanına transfer ve Uzbekistan Hava Yolları ile 1 saat 20 dakikalık bir uçuştan sonra Taşkent'e varış. Şehir merkezindeki otelimize transfer ve yerleşme. Geceleme otelde.

12 Nisan 2027 Pazartesi Taşkent - İstanbul

Sabah otelde dinlenmenin ardından, tarihî zenginliklerinin yanı sıra metropol'ün kültürel çeşitliliği, modern binaların dizildiği geniş caddeleri ve Çirçik suyundan ayrılan kanalların çevresindeki yeşil alanlarıyla dikkat çeken Taşkent'in keşfine devam. Bugün ayrıca, 'nun Orta Asya'da "Modernlik ve Gelenek" başlığı altında koruma altına aldığı ve 1966 depreminden sonra Taşkent'in yeniden inşasını simgeleyen bazı modernist eserleri görebilirsiniz. Başkent Orta Asya'nın en yüksek nüfusuna sahip olmasına rağmen mimari yapısı ve büyük yeşil alanları ile en güzel şehirlerinden biridir. Timurlenk'in etkileyici bronz heykeli ile Amir Timur Meydanı; Sovyet döneminde Lenin Meydanı olarak adlandırılan kentin en güzel havuzlarının yer aldığı Bağımsızlık Meydanı; Ali Şir Nevai (Navoi) Opera ve Bale Tiyatrosu binası ile görkemli Tiyatro Meydanı; 1970 yılında tamamlanan, dış cephesi Sovyet modernizminin karakteristik özelliklerini taşıyan ve Taşkent'in modern tarihini anlamak açısından oldukça ilginç olan Özbekistan Devlet Tarih Müzesi (dıştan); Taşkent'e sürgüne gönderilen Rus Çarı I. Nikolay'ın torunu Büyük Dük Nikolay Konstantinoviç Romanov için 1891 yılında inşa edilen, dış mimarisi Çarlık Rusyası döneminin zarif ve aristokrat yüzünü temsil eden Romanov Sarayı (dıştan) gezilecek yerler arasında. Daha sonra, 1978 yılında hizmete giren ve Orta Asya'nın ilk metrosu olan, her istasyonu farklı mimari biçimlerde yapılmış ayrı bir tarzda dekore edilmiş olan Taşkent metrosunun keşfi. Şehrin 1966 depreminden sonra yeniden inşa edilmesi sürecinin önemli projelerinden biri olmuştur. Sovyet döneminde metro istasyonları yalnızca ulaşım noktaları olarak değil, halkın kültür ve sanatla buluştuğu anıtsal mekânlar olarak tasarlanıyordu. Taşkent Metrosu bunun en etkileyici örneklerinden biridir. Taşkent Metrosu'nun en ilginç yönlerinden biri, modernist mimari ile Özbek kültürel motiflerini birleştirmesidir. Son olarak, hala ticarette taşıdığı önemi gözlemleyebileceğiniz, devasa mavi kubbesiyle dikkat çeken Juva Meydanı'ndaki tarihî Chorsu Çarşısı gezisi. Yapı 1980 yılında Sovyet modernizmi anlayışıyla tasarlanmış olup geleneksel Orta Asya pazar mimarisini modern mühendislikle birleştirir. Taşkent, hem geleneksel hem de modern pazarlarıyla alışveriş yapmak için harika bir yerdir. Son alışverişleri yapabilmeniz için serbest zaman. Geleneksel bir Özbek restoranında canlı müzik ve eğlence eşliğinde veda yemeğinden sonra Taşkent Havalimanı'na transfer. Türk Hava Yolları'nın TK363 no.lu uçuşu ile saat 23:50'de İstanbul'a hareket.

13 Nisan 2027 Salı İstanbul

Saat 03:15'te İstanbul Havalimanı'na varış.
Taşkent: Hotel Inspira-S 4 *
Tripadvisor'a Git
video thumbnail
video thumbnail
video thumbnail
Semerkant: Orient Star Hotel Semerkant 4 *
Tripadvisor'a Git
video thumbnail
video thumbnail
video thumbnail
Buhara: Minorai Kalon 4 *
Tripadvisor'a Git
video thumbnail
video thumbnail
video thumbnail
Hiva: Orient Star Hotel Hiva 3 * Superior
Tripadvisor'a Git
video thumbnail
video thumbnail
video thumbnail
Rezervasyon Şartları:
Tura Kayıt: Yurt dışı seyahat talebiniz opsiyonlu olarak 7 gün tutulacak, tur ücretinin % 25 ini ve uçak biletlerini (uçak talep ettiğiniz takdirde) ödediğinizde seyahat rezervasyonunuz kesinlik kazanacaktır (ön ödeme miktarı turun niteliğine göre farklılık gösterebilir).

Bakiyenin Ödenmesi: Tur ücretinin bakiyesini, seyahatin başlamasından 45 gün öncesine kadar ödeyebilirsiniz.

Turun İptali: Rezervasyon ve ödemesini yapmış olduğunuz seyahatinizi 30 gün öncesine kadar iptal edebilirsiniz. Sürecin daha uzun olduğu durumlarda ise özel iade şartları turun iptal şartlarında belirtilir. Ödemiş olduğunuz tur ücreti, uçak ücreti hariç kesintisiz olarak, maximum 20 gün içinde iade edilecektir. Uçak biletlerinin iadesi ve geri ödenmesi ise, uçak şirketinin iptal şartlarına tabiidir.

Seyahat Sigorta Kapsamı: Bu sigorta poliçesi iki ayrı sigortayı kapsar:
1. Acentemizin hizmet verdiği üçüncü şahıslara karşı sorumluluğuna istinaden yapabileceği hata, kusur ve ihmalleri teminat altına alır ve mecburidir,
2. Sizlerin seyahatlerde karşılaşabileceğiniz ani sağlık sorunları, kazalar ve acil durumlar için güvence sağlayan bir sigorta türüdür. Bu sağlık ve kaza sigortası, sizi seyahat başlangıcı ile koruma altına almaya başlar ve seyahat boyunca devam eder. Mecburi değildir ve acentemizin, siz gezgin dostlarına bir hediyesidir. Ancak sigorta şirketiyle meydana gelebilecek herhangi bir anlaşmasızlıkta Dünyanınrenkleri/Polotur'un herhangi bir sorumluluğu yoktur. Bu policeyi yetersiz bulan gezginler, kendi sigorta sağlayıcılarına başvurarak ilave teminat isteyebilirler.

Uçak Biletleri Temini: İlerleyen tarihlerde uçak bilet fiyatları değişiklik gösterebilir ve bu seyahat paketi fiyatına yansıyabilir. Bu nedenle tur ve uçak bileti rezervasyonunuzu öncelikle yaptırmanız size avantaj sağlayacaktır.

Tur Programının Uygulanması: Dünyanınrenkleri/Polotur ilan edilen programı aynen uygulamaya sorumludur. Ancak mücbir sebeplerden dolayı programın akışında değişiklikler yapabilir.

Ücrete dahil olan hizmetlerimiz
  • Özbekistan Havayolları ile Nukus/Taşkent uçak bileti (ekonomi sınıfı);
  • Taşkent/Semerkant arası Afrosiyab hızlı tren biletleri (ekonomi sınıfı);
  • Programda belirtilen otellerde oda+kahvaltı olarak konaklama;
  • 1. günden 9. güne kadar 9 akşam yemeği;
  • 1. günden 9. güne kadar 8 öğle yemeği;
  • Programdaki geziler ve ören yerleri girişleri;
  • Tüm bahşişler (yerel rehber ve şoför bahşişi hariç);
  • Türkçe yerel rehberlik hizmetleri;
  • Özbekistan Turist vergisi (49 $);
  • Sağlık içerikli Seyahat Sigorta Paketi.
Ücrete dahil olmayan hizmetlerimiz
  • İstanbul/Taşkent/İstanbul uçak biletleri;
  • Programda belirtilmeyen geziler;
  • Yerel rehber ve şoför bahşişi
  • Her türlü kişisel harcama.


*Dünyanın Renkleri Turizm özel seyahat sigorta paketi tüm seyahat ücretlerine dahildir. İlk ödemeyi yaptığınız anda size verilen poliçe, Dünyanın Renkleri Seyahatleri'ne katılan yolcuların tamamını kapsar. Poliçenin: Mesleki Sorumluluk bölümü ödenen ücretin % 100 'ünü, Seyahat Sağlık bölümü ise, seyahat esnasında sağlık sorunları veya vefat durumunda, masraflarınızı: Yurt Dışı seyahatlerde 30 000 EURO ya; Yurt İçi seyahatlerde ise 10 000 TL sına kadar karşılar. Kapsam alanlarının detayını poliçenizde görebilirsiniz.

Vize

  • Özbekistan için Türk vatandaşlarına vize uygulanmıyor ancak pasaportunuzun dönüş tarihinden sonra en az 6 ay geçerli olması gereklidir.
  • Seyahate katılacak gezginlerin pasaportlarında (yeşil pasaportlar dahil) gidecekleri her ülke için, en az ve karşılıklı iki boş sayfaları olması gerekmektedir. Bazı ülkelerde karşılıklı iki sayfanın boş olmaması sorun yaratabilmektedir.