24 Aralık 2026 Perşembe İstanbul - Tokyo
İstanbul Havalimanı'ndan, Türk Hava Yolları'nın TK 50 no.lu uçuşu ile saat 15:25'te Tokyo'ya hareket.
25 Aralık 2026 Cuma Tokyo

Saat 08:45'te Tokyo Narita Havalimanı'na varış ve karşılama. Honshu Adası'nda, geniş Kanto Ovası'ndan adını alan Kanto bölgesinin güneyinde, Tokyo Körfezi'nin kıyısındaki Sumida Nehri'nin ağzında yer alan, Tokyo'ya doğru hareket. Çok eskilere dayanan bir yerleşim bölgesinde bulunan ve ülkenin en büyük şehri olan Tokyo, bilindiği gibi Japonya'nın başkenti olup dünyanın en büyük, en kalabalık metropollerinden biridir. Dünyaca ünlü Japon şirketlerinin ekonomik merkezi olan ve dünyanın en büyük finansal merkezleri arasında yer alıp, eski ve yeni mimarisi, geçmişine bağlı gelenekleri ve geleceğe yön veren teknolojisi, ışıl ışıl caddeleri, telaşlı ve koşuşturmaca içerisindeki insanlarıyla Japonya'nın en ilginç kenti Tokyo'ya varışı takiben "Tsukiji dış pazarı" gezisi. "İç Pazar" olarak da bilinen ve ton balığı mezatlarıyla ünlü Tsukiji Balık Pazarı'nın toptan satış pazarı 2018 yılında kapandı ve Toyosu'daki yeni yerine taşınarak Toyosu pazarı olarak yeniden açıldı. Çok sayıda mağaza ve restoranın bulunduğu Tsukiji'nin dış pazarı ise kapanmadı ve faaliyetlerine devam ediyor. Japonya'nın en iyi toptan gıda pazarı olan ve Japonya'nın "yemek merkezi" olarak nitelendirilen Tsukiji dış pazarında her türlü geleneksel Japon yemeğiyle karşılaşabilirsiniz. Yerel bir restoranda öğle yemeğinden sonra, Japonya'nın önemli hac merkezlerinden meşhur Asakusa'daki devasa Sensoji Tapınağı'nı ziyaret. Budist merhamet tanrıçası Kannon'a adanmış olan Sensoji Tapınağı, 1.400 yıllık geçmişiyle Tokyo'nun en eski ve en ünlü tapınağıdır. Daha sonra, Asakusa'nın çivarındaki Japon hediyelik eşyaların satıldığı, yan yana sıralanmış sayısız dükkanları ile meşhur ve bir yaya yolu olan renkli Nakamise sokağında gezinti. Son olarak, nefes kesen yüksekliğiyle Tokyo'nun simgesi Skytree Kulesi gezisi. 634 metre yüksekliğiyle ve 2012 yılında tamamlanan yayın kulesi Skytree, Japonya'nın en yüksek kulesidir. Başkentin 360 derecelik panoramik görüntüsünü sunan Tembo seyir terasına çıkış (350 m). Gezinin ardından, Daiba adasında yer alan otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.
26 Aralık 2026 Cumartesi Tokyo

Tokyo, 1868 yılına kadar "Edo" adı ile tanınmıştı. Küçük bir kale olan Edo, 1603 yılında iç savaşı kazanan ve Japonya'yı kendi idaresi altında birleştiren Şogun Tokugawa Ieyasu tarafından Japonya yönetiminin başkenti yapılır. 1868'de Şogun yönetimine son veren Meiji adlı Japon imparatoru, Kyoto'dan Edo Kalesi'ndeki eski şogun sarayına taşınarak, Edo'nun adını "doğudaki başkent" anlamına gelen Tokyo ile değiştirir. Tokyo'nun büyük bir kısmı 1923'teki büyük Kanto Depremi'nde ve 1945'teki ABD bombardımanlarında yıkılmış. 1950'lerden sonra ülke ekonomisi ile birlikte hızlı bir büyüme gösteren Tokyo, dünya çapında bir iş merkezi ve Japonya'nın kültür odağı olur.
Kahvaltıdan sonra, geleneksel ahşap evler ve Meiji döneminden kalma taş yapıların yanı sıra gökdelenlerden oluşan bir mimari çeşitliği sunan Tokyo şehir turu için hareket. Shibuya ve Harajuku semti arasında yer alan, Japon gençler arasında popüler olan Takeshita Dori Sokağı; Tokyo'nun en büyük ve en güzel parklarından Yoyogi Parkı'nda 1912 yılında ölen ve Kyoto'da gömülü olan İmparator Meiji ve İmparatoriçe Shoken'e ithaf edilen Shinto (Şinto) mabedi Meiji Tapınağı gezileri. Ardından şık Omotesando bölgesi ve Tokyo'nun kalbi olan genç, trendy Shibuya bölgesinde bir gezinti. Burada bulunan "Shibuya Crossing", dünyanın en yoğun yaya geçidi olarak görsel bir şölen sunmakta. Tokyo'nun lüks alışveriş bölgesi Ginza'nın ana caddesini gezdikten sonra, öğle yemeği serbest ve öğleden sonra da Tokyo'yu arzunuza göre keşfe devam edebilirsiniz. Akşam, başkentin sembolleri arasına giren göz alıcı Rainbow Bridge asma köprüsü manzaralı Odaiba Adası gezisi. 1990'larda inşa edilen ve anakarayı Tokyo Körfezi'ndeki Odaiba (Daiba) yapay adasına bağlayan Gökkuşağı köprüsü, başlı başına bir turistik cazibe merkezidir. Özgürlük Heykeli ve Gökkuşağı Köprüsü yakınlarındaki körfez üzerinde fırlatılan havai fişekleri izleme. Gece vakti şehrin ışıl ışıl, muhteşem manzarasının tadını çıkarıcağınız yerel bir restoranda akşam yemeği. Geceleme otelde.
27 Aralık 2026 Pazar Tokyo - Kawaguchiko Gölü

Japonya'nın en gelişmiş, kentleşmiş ve sanayileşmiş bölgesi olan Kanto'nun ardından, yolculuğun sonraki dört günü Japon takımadalarının ortasında yer alan ve Honshu'nun merkezi bölgesi olan ve Japon Denizi'nin kıyısına kadar uzanan Chubu'da devam edecek. Sabah, Fuji-Hakone-Izu Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan,
Dünya Mirası listesindeki Fuji-san Kültür Alanı'nın bir parçası olan Kawaguchiko Gölü'ne doğru yola çıkış. Fujigoko olarak bilinen Fuji Beş Göller bölgesi Kawaguchiko, Yamanakako, Saiko, Shojiko ve Motosuko göllerinden oluşmakta. Bu beş gölün arasında en popüleri olan Kawaguchiko, Yamanakako'dan sonra Fujigoko'daki ikinci büyük gölüdür. Ebediyeti temsil eden ve halk tarafından kutsal kabul edilen "Fuji-san" ın mükemmel konik tepesi, yılın yarısından fazla sürede kar ile kaplıdır. Eski çağlardan beri bu dağ hakkında sayısız siirler yazılmış, resimler yapılmış. 3776 metre ile ülkenin en yüksek dağı olan Fuji-San Japonya'nın simgesi haline gelmiş. Tüm zamanların sanatçılarına ilham veren Fuji Dağı'nı görmek için en iyi zamanın kış olduğu söylenir. Fuji Dağı'nın görünürlüğü Kasım ve Şubat ayları arasında en yüksek seviyededir çünkü yaz aylarındaki bulutların ve pusun ardından nadiren görülebilmektedir.
tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınan Fuji Dağı ile ilgili bilgi edinmek üzere Fujisan Dünya Miras Merkezi'ni ziyaret. Fujisan Merkezi, ziyaretçilerine Fuji Dağı'nı görsel olarak tanıtıyor; filmler ve dut bitkisinin liflerinden elde edilen, geleneksel el yapımı bir kağıt zanaatı olan "washi" den yapılmış 15 metre genişliğindeki "Fugaku 360" adlı Fuji Dağı maketi sunuluyor. Yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından, Japonya'nın en ikonik manzaralarından birini sunan Arakurayama Sengen Parkı gezisi. 400 geniş ve düzenli basamak çıkarak 1963 yılında barış anıtı olarak yapılan beş katlı kırmızı Chureito Pagodası'na ulaşılır. Arkada Fuji Dağı bembeyaz zirvesiyle tüm ihtişamıyla yükselir. Bu mevsimde gökyüzü genellikle berrak mavi olur, bu da pagodanın kırmızı rengi ve karla kaplı dağın kontrastını daha da belirginleştirir. Geziden sonra, Fuji Beş Gölü bölgesinin en popüler gölü olarak öne çıkan Kawaguchiko gölünün kuzey kıyısında bulunan Fuji Dağı'nın başka açıdan görülebildiği, Japonya'nın en ikonik fotoğraf noktalarından biri Oishi Parkı'nda kısa bir yürüyüş. Akabinde, huzurlu Fujikawaguchiko kasabasında, Fujikawaguchiko kaplıcalarında bulunan otelimize yerleşme. Otelde onsen keyfi yapabilir, aynı zamanda göl manzarası eşliğinde Fuji Dağı'nı izleyerek dinlenebilirsiniz. "Onsen" kaplıca suyu Kawaguchiko Gölü'nün kaynağından gelmektedir. Akşam yemeği ve geceleme otelde.
28 Aralık 2026 Pazartesi Kawaguchiko Gölü - Matsumoto - Nagano

Kahvaltının ardından, "Japonya'nın Çatısı" olarak bilinen Nagano vilayetine doğru yola çıkış. Üç saatlik bir yolculuğun ardından, vilayete bağlı ve kalesi ile ünlü Matsumoto'ya hareket. Beş katlı ana kulesi ile Matsumoto Kalesi, "Japonya'nın Ulusal Hazineleri" olarak belirlenen beş kaleden biridir. Koyu ahşap cephesi sebebiyle halk arasında "Karga Kalesi" diye anılır. Kazumasa Ishikawa'nın yönetimi altında 1594 civarında tamamlanan yapı, Japonya'da günümüze dek ayakta kalan ve Edo döneminden (1603-1868) önce yapılan 12 kaleden en eski beş katmanlı ve altı katlı olması sebebiyle önem arz eder. Matsumoto Kalesi'nin efendilerine 1600'lü yıllardan itibaren Akutagawa Ailesi'nden ninjalar hizmet etmiş. Akutagawa Klanı, ninja dünyasının en ünlü dövüş sanatının tekniklerinden biri olan, "Gizli Teknikler" ve "Sessiz Savaş" gibi anlamlara gelen shinobi-no-jutsu'nun (ninjutsu) Koga (Koka) stiline bağlıydı. Yerel bir restoranda Öğle yemeğinden sonra, dağlık bir bölgede yer aldığından birçok kaplıca ve kış sporları tesisine ev sahipliği yapan Nagano'ya hareket. Görkemli zirvelerle çevrili vilayetin başşehri Nagano, 1972'deki Sapporo Olimpiyatları'ndan 26 yıl sonra Şubat 1998 yılında düzenlenen ve Japonya'da yapılacak ikinci Kış Olimpiyatları olan XVIII. Kış Olimpiyat Oyunları ile ünlüdür. Nagano aslında, 1707 yılında yeniden inşa edilen, büyük önem taşıyan Zenkoji Tapınağı etrafında gelişen bir şehridir. VII. yüzyıla dayanan tapınak, Budist dininin Japonya'ya ilk tanıtıldığı dönemde Kore'den ülkeye getirilen ilk Budist heykelini barındırmaktadır. Sonsuz Işık ve Sonsuz Yaşam Budası Amitabha heykeli VI. yüzyılda Budizm karşıtı bir grup tarafından gömülmüş. Neyse ki, Yoshimitsu Honda tarafından kurtarılarak Zenkoji Tapınağı'na yerleştirilmiştir. 654 yılından bu yana tüm gözlerden (baş rahibi dahil) saklanarak gizlilik içinde kalmıştır. Kamakura döneminde (1185-1333), Amitabha'nın halk için bir somutlaştırma ve ibadet figürü olarak hizmet edebilmesi için ikinci bir heykeli yapılmış. "Maedachi Honzon" olarak bilinen bu heykel, yedi yılda bir adanmış "Gokaicho" yani açığa çıkarma töreni sırasında halka sergilenmektedir. Tapınağın heybetli ana binası ulusal hazine niteliğindedir. 1400 yıldan uzun bir süredir hacıların ve ziyaretçilerin ilgisini çeken Zenkoji'yi Japonya'daki diğer tapınaklardan farklı kılan, başka bir yerde bulmakta zorlanacağınız çeşitli ruhani deneyimlerin yapıldığı bir yerdir. Burada hem zihni hem de bedeni arındırırken negatif enerjileri yok etmek için "Gomataki" ateş ritüeline katılmak için nadir bir fırsatınız olacak. Üzerinde dualar ve dilekler yazılı tahta çubukları (Goma-gi) yakan rahip, Budist vecizeleri olan "Sutra"ları tutkuyla okudukça ateş gittikçe büyür. Ayrıca "Maccha" çay törenini de deneyimleme olanağınız da olacak. Çay töreninde ağırlıklı olarak Zen Budizmi'nin etkisi görülür. "Zen", diğer Budist okulların arasından aydınlanma amacıyla yapılan meditasyona verdiği önemle ayırt edilir. Meditasyon anlamına gelen Çince "Zuochan" ve Japonca "Zazen" kelimeleri Ch'an/Zen kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle Zen, Budizm'in bir koludur. Törenin amacı bu yolla ruhu aydınlatmaktır ve doğallığın yanı sıra sükunet, sadelik estetik ve zarafetle örülü bir arınma sürecidir. Eski Japonların dediği gibi, "cha-Zen ichimi" yani "Zen ve çay aynı tada sahiptir". Panoramik Nagano şehir turundan sonra şehir merkezindeki otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.
29 Aralık 2026 Salı Nagano - Jigokudani Tabiat Parkı ve Kar Maymunları - Obuse - Takayama

Kahvaltının ardından, "Kar Maymunları" diye bilinen meşhur Japon şebeklerini (Macaca fuscata) ziyaret etmek üzere Nagano'dan yaklaşık yarım saat mesafedeki Jigokudani Snow Monkey Parkı'na* doğru yola hareket. Parkın bulunduğu Jigokudani, "cehennem vadisi" anlamına gelmekte. Bu isim volkanik aktiviteye sahip tüm Japon vadileri için ortak kullanılmakta. Japon Makakları'nın, bu bölgede çağlar boyunca doğal olarak yaşadıkları ve 1964 yılında bir koruma alanı olarak kurulan Jigokudani Parkı, ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunmakta. Parkın girişinden sonra, yaklaşık 30-40 dakikalık bir yürüyüşün ardından kaplıca alanına varış. Yılın neredeyse üçte biri karla kaplı olan parkı kış aylarında ziyaret edeceğiniz için uygun kar botu ve kıyafeti giydiğinizden emin olun. Burada, doğal parkın sakinleri olan makak maymunlarnı sıcak su havuzunda termal keyfi yaparken görebilirsiniz. Sıcak suda gevşeyen maymunların davranışlarını izlemeyi çok seveceksiniz. İnsanlara alışık olan maymunlar çok yakın gözlemlenebilir ve ziyaretçileri neredeyse görmezden gelirler. Fakat ziyaretçilerin güvenliği için parkın kurallarına uymak gerekmekte. Doğal olarak maymunlara dokunmak veya beslemek yasaktır. Sabah dağdan inen maymunlar birkaç saat kaplıcalarda geçirdikten sonra öğleden sonra dağa dönerler. Geziden sonra, Nagano vilayetinin kuzeyinde bir saat mesafede bulunan Japonya'nın Kestane başkenti Obuse Kasabasına hareket. En çok "Kanagawa'daki Büyük Dalga" adlı "ukiyo-e" gravür baskısıyla tanınan Edo Dönemi ünlü gravür ressamı Katsushika Hokusai (1760-1849), hayatının son yıllarını Obuse'de, zengin bir yerel tüccar ve sanat meraklısı olan hamisi ve öğrencisi Takai Kozan ile birlikte geçirmiştir. Yüzen dünya (Ukiyo) ve resim (-e) kelimelerinin birleşiminden oluşan "Ukiyo-e" sözcüğün anlamı, dönemin yaşam biçimi ve felsefesiyle yakından ilişkilidir. Yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından, sanatçının çok sayıda eserinin bulunduğu Hokusai müzesi ve Hokusai'nin en büyük tavan resmini barındıran Ganshoin Tapınağı ziyaretleri. Hokusai, 1848 yılında 89 yaşındayken tapınağın tavanına "Her Yöne Bakan Anka Kuşu" resmini çizdi. Efsanevi kuşun gözleri, nerede durursanız durun sizi takip ediyor gibi görünüyor. Gezinin ardından, Takayama'ya hareket. Japon Alpleri'nde yer alan şehir, iyi korunmuş tarihi yapıları ve çevresiyle "Küçük Kyoto" olarak bilinmekte. Japon Alpleri, Honshu'nun orta ve en geniş kısımları boyunca kuzeyden güneye doğru uzanan bir dizi volkanik tepeden oluşur. Engebeli görünümleri ve güzelliğiyle genellikle Avrupa'daki Alpler ile kıyaslanır. Hida Dağları ve Japon Alpleri'nindeki uzak konumu nedeniyle Hida-Takayama, tarihinin büyük bölümünde Japonya'nın diğer bölgeleriyle iletişimi olmadığı için, eşsiz ve geleneksel atmosferini çok iyi korumuş. Edo döneminde Hida bölgesi, marangozluk ve ahşap işçiliğiyle ünlüydü. Takayama'daki geleneksel evler ve tapınaklar bu mirası yansıtır. Takayama'ya varışı takiben şehir merkezinde yer alan ve manzaralı kaplıcaların bulunduğu otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.
Not: Ünlü kar maymunları ziyaret etmek eşsiz ve unutulmaz bir deneyimdir. Fakat kış aylarında kar yağışı meydana gelmektedir ve Tabiat Parkı'ndaki parkurlar kar ve buzlanmaya maruz kalabilir. Bu süre zarfında kaplıca alanına yürüyüş muhtemelen 30 ila 40 dakika sürecektir.
30 Aralık 2026 Çarşamba Takayama - Shirakawa Go - Kanazawa - Kyoto

Hida-Takayama geleneksel mimarisi ve kültürel mirasıyla ünlü bir kasabadır. Özellikle iyi korunmuş tarihi şehir bölgesi olan Sanmachi Suji ile Japonya'nın en otantik duraklarından biridir. Kahvaltının ardından, gelenek ve nostalji hissi yaratan tarihi kasabanın keşfi. Sokaklarda yürürken, çok sayıda dükkanın saçaklarından sarkan ve "sake" (pirinç rakısı) satıldığının işareti olan büyük sedir topları görebilirsiniz. Gezinti esnasında, Takayama Jinya'yı dışarıdan görülmesi. Değerli kereste kaynakları nedeniyle Hida Bölgesi, 1692 yılında Şogun Tokugawa Ieyasu'nun kontrolü altına alındı. Takayama Jinya, Edo'dan (Tokyo) gönderilen valilerin ikametgahı ve hükümet binası olarak 1969 yılına kadar hizmet verdi. Gezinin ardından, Gifu vilayetinin kuzeybatısında yer alan ve zaman kavramının unutulduğu Shirakawa-go'nun kırsal bölgesine doğru yola çıkış. Yüksek dağları ve yoğun kar yağışının oluşturduğu doğal ortamı nedeniyle, komşu bölgelerle etkileşimi sınırlı kalmış. Ancak bu ortam, farklı bir kültürel yapının ve yaşam tarzlarının geliştirilmesine neden olmuş. Tarihi, doğası, mimarisi, havasının sayesinde
Dünya Mirası Listesi'ne alınan Shirakawa-go'nun esas özelliği, yoğun kar yağışı dayanacak şekilde tasarlanıp, dua ederken bir araya getirilen iki ele benzemesinden dolayı "gassho" olarak adlandırılan, Japonya'da türünün nadir örneklerinden, kendine özgü dik eğimli, kalın saz çatılı ahşap evlerdir. Bu yapı tarzı, bölge çok kar yağışı aldığı için karın çatıda birikmeden aşağı düşmesini sağlamakta. En eski evler, ipek ve barut üretiminin geliştiği Edo döneminde, 1700'ler civarında inşa edilmiş. Üç kattan oluşan bu evlerin üst katı ipek böceği yetiştirmek ve ipekçilik yapmak için kullanılırdı. 1800'lerden 1900'lerin başına kadar, evlerin tasarımı köyün çevresinde görülen haliyle gelişmiş. Bazı evler halen aile pansiyonu olarak işletilmekte. Shiroyama panorama noktasında Shirakawa-go'nun yükseklerden harika manzarasını seyrettikten sonra gassho tarzı Ogimachi köyünün keşfi ve burada bulunan Gassho-zukuri Minkaen açık hava müzesini ziyaret. Sanki bir rüyanın içindeymişçesine büyüsüne kapılıcağınız köyün gezisinin ve yerel bir restoranda öğle yemeğinin ardından, Kenrokuen Bahçesi'ni ziyaret etmek üzere Ishikawa vilayetinde, Japon Denizi yakınında bulunan Kanazawa'ya hareket. Edo Dönemi'nde Kanazawa, Tokugawa'dan sonraki en güçlü feodal beylik idi. Kanazawa Kalesi'nin dış bahçesi olan Kenrokuen ise Japonya'nın en güzel üç bahçesinden biri olarak kabul edilir. İsmi, mükemmel bahçenin altı temel özelliğini ifade etmekte: ferahlık, inziva, yapaylık, sanat, bol su ve manzara. Bu bahçenin kış manzarası müthiş çekicidir. Buradaki ikonik Kotoji-toro taş feneri Kenrokuen Bahçesi'nin ve hatta Kanazawa'nın simgesidir. Geziden sonra tren istasyonuna transfer. Japonya dünyanın en gelişmiş ulaşım sistemlerinden birine sahiptir. Tek başına tren yolu sistemi bile neredeyse gidilebilecek tüm noktaları kapsar. Hokuriku Shinkansen Mermi Tren ve "Thunderbird" adlı ekspres tren ile Kansai bölgesinde bulunan Kyoto'ya hareket. Fukui ve Kyoto üzerinden Kanazawa ve Osaka arasında rahat ve hızlı hizmet veren, mitolojik gökgürültüsü kuşundan adını alan "Thunderbird" treni çarpıcı bir dış görünüme sahiptir. Keyfli bir yolculuktan sonra Japonya'nın en güzel şehirlerinden biri olan Kyoto'ya varış. Şehir merkezindeki otelimize yerleşme. Akşam yemeği ve geceleme otelde.
Not: Büyük bagajlarınız Takayama'dan Kyoto'daki otelimize kara yolu ile ulaştırılacaktır. Böylece yolcuların Shinkansen ve Thunderbird ekspres trenlerinde bagajlarını taşımalarına gerek kalmayacaktır.
31 Aralık 2026 Perşembe Kyoto

Eski zamanlardan beri müreffeh bir bölge olan Kansai (Kinki), Kanto bölgesinin ardından ekonomik ve nüfus bakımından Japonya'nın ikinci önemli bölgesidir. Bölgenin Japonya tarihinde önemli bir yere sahip olması ve savaş veya doğal afetler sonucunda hasar görmemeleri nedeniyle diğer bölgelerden daha fazla Dünya Mirası yere sahiptir. Paha biçilmez hazinelerin ve emsalsiz geleneklerin beşiği olan iki eski başkent olan Kyoto ve Nara, yüzyıllarca bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. Gün boyu 794'ten 1868'e kadar, onbir asır boyunca Japonya'nın eski başkenti olan ve bu zaman içerisinde en güzel Japon sanatının, kültürünün, dininin ve düşünce tarzının hazinesi haline gelen Kyoto şehrin keşfi. Muhteşem tepelerle çevrili olan Kyoto, II. Dünya Savaşı sırasında zarar görmeyen nadir Japon şehirlerinden biridir. Tarihi anılar ve efsanelerle dolu şehir, Japonya'nın en güzel eski yapıları barınmakta. 1650 Budist Tapınağı ve 400 Shinto Mabedi ile Kyoto aynı zamanda ülkenin kutsal ve ruhani başkenti olarak da kabul edilir. Şehir ipek ve brokar dokumaları, çömlek, tunç, lake ve porselen eşyaları, geleneksel yelpaze ve bebek imalatı ile de tanınmakta.
Kahvaltının ardından, Kyoto'nun batı yakasında, Katsura Nehri kıyısında yer alan Arashiyama Bambu Ormanı'na hareket. Bambu ormanı Japonya'nın en ikonik doğal yürüyüş alanlarından biridir. Dar bir patika boyunca göğe doğru yükselen yüzlerce ince ve uzun bambu gövdesi yan yana dizilmiş gibidir. Yürürken, yukarıda birbirine yaklaşan bambu dalları doğal bir kubbe oluşturur; Sessizlik hâkimdir, sadece rüzgârın bambular arasında çıkardığı hafif hışırtı duyulur. Bu ses Japon kültüründe huzur verici kabul edilir. Doğal güzelliği, mistik atmosferiyle bambu ormanında yürüyüşten sonra,
tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınan Kyoto'nun bazı önemli yapılarını keşfetmek üzere hareket. İlk olarak, Kyoto'nun en ünlü simgelerinden biri olan, romantik görünümüyle Kinkaku-ji Tapınağı'nı ziyaret. 1397'de Yoshimitsu adlı şogun tarafından ikametgâh olarak inşa ettirilen yapı "altın köşk" anlamına gelmekte; 1408'de, Yoshimitsu'nun ölümünden sonra Zen bir tapınağa dönüştürülmüş. Altın varakla kaplı üç katlı yapısı, çevresindeki göletin durgun sularında yansımasıyla birlikte Japonya'nın en çok fotoğraflanan manzaralarından biridir. Altın, Budist öğretilerde zihni ve ruhu olumsuz düşüncelerden temizlemeyi simgeler. Yerel bir restoranda öğle yemeğinden sonra, şehrin panoramik manzarası ile Japonya'nın en ünlü tapınaklarından biri olan ve "saf su" olarak adlandırılan Kiyomizu Dera Tapınağı ile kazıklar üzerinde inşa edilmiş terasını ziyaret. Tapınak Japon Budizm'inin en eski ikinci kolu olan Hosso tarikatına bağlı tapınak 780 senesinde inşa edilmiş. Daha sonra, kelimenin tam anlamıyla sanat insanı anlamına gelen Geyşa (Geiko) kültürünün hissedilebileceği geleneksel ahşap evler ve dar sokakların modern unsurlar ile kaynaştığı tarihi bir semt olan Japonya'nın en ünlü Geyşa mahallesi Gion'da gezinti. Eski Japon geleneklere göre dans etme, şarkı söyleme, müzik aletlerini çalma, servis yapma gibi birçok bilgi ve yeteneğine sahip Geyşaların görevi konuklarının rahat ve güzel zaman geçirmesini sağlamaktır.
Tarihi bir mekânda "Kaiseki" deneyimi yaşayacağınız akşam yemeği: geleneksel Kyoto kültürünü deneyimleyebileceğiniz, dans ve müzik performansları eşliğinde "Maiko" gösterisi. "Maiko" kelimesi Kyoto'da geleneksel sanatlarda eğitim gören genç geyşa adayını ifade eder. Maikoların varlığı, Japonya'nın geleneksel sanatlarını ve zarafetini yaşatmaya devam eder. Kyoto stili geleneksel "kaiseki ryori" olan "kyo kaiseki" tadım menüsü ise yerel ve mevsimsel lezzetler ile farklı tadımlık tabaklardan oluşmaktadır.
Gece saat 23:00'e doğru başlayan ve gece yarısına doğru uzanan "Joya no Kane" töreni izlemek üzere otelimizden 400 metre uzaklıkta bulunan Chion-in Tapınağı'na kadar yürüyüş. Japonya'nın en büyük çanlarından biri burada bulunur. 70 ton ağırlığındaki tarihi (1636) "?gane" adlı çan başrahip ve on altı yardımcı rahip tarafından 108 kez çalınır; bu sayı Budizm'de insanın dünyevi arzularını simgeler. Yeni yılın gelişini karşılayan çan sesleri gece yarısına kadar sürer ve Japonya'nın en görkemli yılbaşı ritüellerinden biridir. Güçlü ve akrobatik çan çalma töreninin amacı, yıl boyunca biriken arzuları ve günahları geride bırakıp yeni yıla arınmış şekilde girmektir. Çan sesi Kyoto'nun geceye yayılan en güçlü ve derin yankılarından biridir. Hem yerel halk hem de turistler için eşsiz bir yılbaşı kutlaması deneyimidir. Geceleme otelde.
01 Ocak 2027 Cuma Kyoto - Osaka - İstanbul

Japonya'daki otellerde yılbaşı (Oshogatsu) kahvaltılarında, ızgara balık, miso çorbası, pirinç, tamagoyaki ve deniz yosunu gibi standart, yüksek kaliteli Japon açık büfe yemeklerinin yanı sıra, yılbaşı kültürüne özgü "mochi" (pirinç keki) ve iyi şans getirmesi amaçlanan sembolik, geleneksel "Osechi-ryori" de bulunur. Turistik oteller ise Batı tarzı seçenekleri artırarak misafirlerin farklı damak zevklerine hitap eder. Kahvaltıdan sonra, Kyoto'nun hemen güneyinde, Inari Dağı'nın eteklerinde yer alan şehrin en etkileyici yerlerden biri olan Fushimi Inari Taisha Shinto Tapınağı gezisi için hareket. Pirinç, hasat ve bereket tanrısı Inari Okami için yapılan tapınak, Kyoto'daki önemli bir Shinto mabedidir. Tapınağın en dikkate değer unsurları T şeklindeki "torii" isimli kutsal alanlara turuncu giriş kapılarıdır. Ana tapınağın arkasındaki ve dağın zirvesine kadar çıkan patikalar boyunca sayısız torii'ler bulunmakta. Birbirlerine çok yakın mesafede olduğu için adeta bir tünel oluşturmaktalar. İnsanlar bu tapınağa dilek dilemek için geliyor ve dilekleri kabul olanlar ise tapınağa bağış yapıyorlar. Her bir turuncu direk üzerinde isimler yazılı olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca Tanrı Inari'nin habercileri ve koruyucuları olan ve genellikle bir erkek ve bir dişiden oluşan bir çok tilki heykeli bulunuyor. Fushimi Inari Tapınağı, Amerikalı yazar Arthur Golden'ın romanından uyarlanan 2005 yapımı "Bir Geyşa'nın Anıları" filminin çekim mekanlarının şüphesiz en unutulmaz olanıdır. Fushimi Inari Taisha, Kyoto'da yılbaşında en yoğun ziyaret edilen tapınaklardan biridir. Özellikle "Hatsumode" (yeni yılın ilk tapınak ziyareti) için çok sayıda kişi gece yarısından itibaren yeni yıl için şans ve sağlık dilemek için buraya gelir.
Gezinin ardından, Osaka Körfezi'ne dökülen Yodo Nehri'nin ağzında yer alan, nehir ve kanallarla çaprazlanan Osaka yaklaşık 2,7 milyon şehir nüfusu ile (metropol nüfusu ise yaklaşık 19 milyondur) Tokyo ve Yokohama'nın ardından Japonya'nın en büyük üçüncü şehri olup Japonya'nın en önemli ekonomi, ticaret ve sanayi merkezlerinden biridir. Çok sayıdaki su yolları şehrin gelişimini hızlandırmış. Osaka XIX. yüzyıl sonunda endüstriyel başarısı sayesinde (özellikle tekstil sektöründeki pamuk fabrikaları ile) Japonya'nın Manchester'ı'' olarak anılmıştır. Zamanla, şehrin tekstil endüstrisinin yerini elektrikli ekipman, gemi inşaatı, demir ve çelik, otomobiv gibi sanayi dalları almıştır. Osaka'ya varışı takiben, panoramik şehir turu ve yerel bir restoranda öğle yemeği. Daha sonra, çok sayıda restoran ve mağazanın bulunduğu hareketli Shinsaibashi'nin yanı sıra neon tabelalarla dolu, alışveriş ve eğlencenin merkezi, hayatın kalbinin attığı, gençlerin gece gündüz demeden toplandığı meşhur Ebisubashi köprüsü ile 400 yıllık Dotonbori-gawa kanalının kıyısındaki Dotonbori bölgesi gezileri. Akşamüstü, Osaka Körfezi açıklarında, 4 kilometre uzunluğa ve 2,5 kilometre genişliğe sahip yapay bir ada üzerine kurulan, 3 kilometrelik bir köprü ile anakarayla bağlanmış olan bol prestijli ödül sahibi İtalyan mimar Renzo Piano tarafından tasarlanan Kansai Havalimanı'na transfer. Türk Hava Yolları'nın TK 87 no.lu uçuşu ile saat 22:50'de İstanbul'a hareket.
02 Ocak 2027 Cumartesi İstanbul
Saat 05:40'ta İstanbul Havalimanı'na varış.