Paris'de Sonbahar

MİNİ-GRUP İLE TURLAR  4 GECE
28 Ekim 2020 - 01 Kasım 2020
4 Gece / 5 Gün - Uçuşlar + 4 Akşam Yemeği + Tüm Turlar dahil
THY ile
Katılımcı Sayısı 12 Kişi ile sınırlıdır.
Tura Katılabileceğiniz Şehirler : Adana,Ankara,Antalya,Bodrum,Gaziantep,İstanbul,İzmir
Gezilecek Yerler : Ecouen Şatosu - Auvers sur Oise - Absent Müzesi - İstanbul - Ecouen Şatosu - Auvers Sur Oise - Marmottan Müzesi - Orsay Müzesi - Palais Garnier (Opera) - Camondo müzesi - Louvre Müzesi - Marais Sokakları - Montmartre sokakları - Passage Verdeau - Passage Jouffroy - Passage des Panoramas - Passage Vivienne - Pont de Arts - Consiergerie - Les Frigos - Rue Crémieux - Atelier des lumières - Saint-Germain-des-Prés - Montparnasse - Barbizon - Fontainebleau Sarayı
Tur Tarihi : 28 Ekim 2020 Çarşamba
Kalan Yer : 9+Kişi
Tur Kategorisi : Standart
UÇAK Dahil
HAREKET : İstanbul
Kişi Başı :
1920 € (17201TL)
Tek Kişi Farkı :
320 € (2867TL)
Tur Tarihi : 27 Ekim 2021 Çarşamba
Kalan Yer : 9+Kişi
Tur Kategorisi : Standart
UÇAK Dahil
HAREKET : İstanbul
Kişi Başı :
1880 € (16843TL)
Tek Kişi Farkı :
320 € (2867TL)
Paris'in Kuzey ve Güney-Doğusu'ndaki ormanların Sonbaharda kızıla dönen renk çümbüşleri ve ortasına konumlanmış sarayların zengin dekor ları ve sergiledikleri eserler sizleri müthiş ve inanılmaz güzellikteki bir dekorun içinde, keyifli bir yolculuğa davet ediyor... Bunun yanında, Van Gogh, Pissarro, Cézanne, Daubigny gibi ressamların yaşadıkları Auvers Sur Oise ile Theodore Rousseau, Jean-François Millet ve Charles-François Daubigny'nin Barbizon Ekolü'nü kurdukları ve resmettikleri Barbizon Köyü'nde, kendinizi adeta tuallerin ortasında gezinirken hayal edebilirsiniz... Bu yolculukta göz kamaştırıcı zenginlikteki koleksiyonlara sahip Müzeler keşfedeceksiniz. Birde buna, Paris'in Sonbahardaki romantik atmosferinde hızla gelip geçen gezginlerin içlerinde kaybolmaya vakit bulamadıkları pitoresk sokaklarını, meydanlarını, pasajlarını ve olmazsa olmaz brasserie'lerini ilave edince, bu güne kadar tanıdılarınızdan farklı bir Paris'i yaşamaya hazırlanın...

TURUN ÖZELLİKLERİ

  • Paris'in yakın çevresindeki kültür miraslarının keşfi.
  • Paris'in Kuzeyi'nde Ecouen Şatosu ve Auvers sur Oise'ın keşfi.
  • Paris'in Güneyi'nde Ressamlar şehri Barbizon ve Fontainebleau Sarayı gezileri,
  • Paris'de, şehir merkezinde, 4 yıldızlı otelde konaklama.
  • Paris'de 4 akşam, 4 değişik Brasserie'de akşam yemeği.
  • Yemeklerde şarap, su ve kahve ikramı,
  • Paris'in az tanınan köşeleri ve Müzeleri'nin keşfi.
  • Atelier des Lumières'de bir etkinliğe katılma.
  • Öğle yemekleri haricinde, hiç bir ek ödeme gerektirmeyen keyifli bir yolculuk

1. Gün İstanbul - Ecouen Şatosu - Auvers Sur Oise - Marmottan Müzesi - Paris

Saat 07.00 de kalkan, Türk Hava Yollarının TK1821 no.lu uçuşu ile Paris'e hareket ve saat 09.35 de varış. Karşılama ve Fransız Rönesans mimarisinin önemli bir örneği olup, Chatilly Ormanları'nın müstesna manzaralarına hakim bir tepede konumlanmış Ecouen Şatosu'na hareket. Çağının önemli bir devlet adamı olan Anne de Montmorency tarafından, Jean Goujon, Bernard Palissy, Masseot Abaquesne gibi zamanın en seçkin Avrupalı sanatçılarına yaptırılan şato'nun inşaatı 1555 senesinde tamamlanmış. Fransız ihtilalinden sonra çeşitli işlevlerle kullanılan Şato, 1977 yılında, Charles de Gaulle dönemi kültür bakanı, André Malraux tarafından Ulusal Rönesans Müzesi'ne çevrilmiş. Tamamiyle Rönesans dönemi eserlerine adanan bu Şato-Müze'de tablo, mobilya, halı, heykel, vitray, seramik, mücevher ve silah gibi Fransız Rönesans koleksiyonları sergilenmekte. Gezinin ardından, Ecouen'da öğle yemeği molası ve ardından, Van Gogh'un izinden Auvers Sur Oise'a doğru yola devam. Günümüze kadar, Van Gogh'tan Pissarro'ya, Cézanne'dan Daubigny'ye kadar bir çok ünlü ressamı etkileyen Auvers sur Oise, hala 19. yüzyıl ruhunu korumakta. 1890 yılında Auvers-sur-Oise'a taşınan Vincent Van Gogh, yaşamının son üç ayını burada geçirmiş ve bir çok tuale imza atmış. Kasabada, Van Gogh'un meşhur tablosundan tanıyacağınız Auvers Kilisesi'ni, Van Gogh ve kardeşi Théo'nun mezarları ile hayatını kaybettiği Ravoux Han'ı ve Absinthe Müzesi'ni gezdikten sonra, öğle yemeği için serbest zaman. Arzu edenler, bu sürede Léry Şatosu'nu da gezebilirler. Daha sonra, Paris'teki en önemli Monet koleksiyonuna sahip Marmottan Empresyonizm Müzesi'ne gitmek üzere hareket. Valmy Dükü Christophe Edmond Kellermann'a ait bir av köşkü olan bina, 1882'de Jules Marmottan tarafından satın alınmış ve daha sonra oğlu Paul Marmottan tarafından büyütülerek bugünkü halini almış. Sanata düşkün olan Paul Marmottan, 1932 senesinde vefat ettiğinde önemli bir koleksiyona sahipmiş. Bu koleksiyonu Güzel Sanatlar Akademisi'ne bağışlamış ve evi, aralarında Michel Monet'nin de bulunduğu pek çok bağışçı katkısıyla, 1934'te müzeye dönüştürülerek, en önemli Monet koleksiyonu müzesi olmuş. Müze gezisinden sonra otele yerleşme. Akşam yemeği Le Bouillon Chartier Grands Boulevards'da.

2. Gün Paris: Orsay Müzesi ve Opera Garnier

Sabah, kahvaltının ardından, rehberinizle birlikte, metro ile Orsay Müzesi'ne hareket. 1900/1939 yılları arasında Tren Garı olarak hizmet veren tarihi bina, uzun bir tadilat geçirerek, 1986 senesinde Jeu de Paume Ulusal Galerisi'nde sergilenen eserleri buraya taşınmasıyla Orsay Müzesi olarak hizmete girmiş ve Fransa'nın üçüncü en çok gezilen müzesi haline gelmiş. Öncelikle 1845-1915 dönemi arasını kapsayan Fransız sanat eserlerine ağırlık verilen Müze Monet, Manet, Renoir, Delacroix, Gaugin, Cézanne gibi Fransız sanatçılar başta olmak üzere Van Gogh, Picasso, Munch gibi Avrupalı diğer sanatçıların da yer aldığı, üçbine yakın eserden oluşan bir koleksiyona sahiptir. Detaylı bir müze gezisinden sonra, Tuileries Bahçeleri ve Paris'in en şık dükkanlarının bulunduğu Rue Saint-Honoré, Rue de la Paix ve muhteşem Vendôme Meydanı'ndan geçerek Opera Garnier'ye varış. Adını mimarı Charles Garnier'den alan bu müthiş opera binası ön cephesi ve çatısında ışıl ışıl parlayan sarı heykelleriyle, tam bir sanat eseridir. 1875'te açılışı yapılan binanın, ana salon kubbe süslemeleri 1964'te Chagall tarafından yapılmış. Binanın fuaye bölümünde, dekorasyonlardan dolayı kendinizi Versailles Sarayı'nda hissedebilirsiniz. Opera binasını gezdikten sonra, Printemps Mağazası'nın çatısına çıkarak, Paris'in farklı bir panoramasının seyri. Daha sonra Printemps ve Galeries Lafayette mağazaları bölgesinde serbest zaman. Akşamüstü, Grands Boulevards Caddesi'nden yürüyerek otele dönüş. Akşam yemeği, otele çok yakın bir mesafede olan Brasserie Flo'da.

3. Gün Paris: Montmartre, Pasajlar, Consiergerie, Les Frigos ve Atelier des Lumières

Şehrin tepesi sayılabilecek Sacré-Coeur Katedrali'nden Seine Nehri kıyılarına kadar, en tipik sokaklardan ve gizli köşelerden geçerek yapacağınız bir yürüyüş ile, Paris'in ruhunu hissedeceğiniz bir gün. Sabah, kahvaltının ardından, rehberinizle birlikte, metro ile, 19. ve 20. yüzyıllarda Manet, Toulouse-Lautrec, Géricault, Renoir, Van Gogh, Picasso, Modigliani, Miró gibi ressamların, kahvelerinde buluşup, atölyelerinde resimlerini yaptıkları ve günümüze kadar köy atmosferini koruyan Montmartre'a hareket. Metro'dan inerek, Saint-Pierre Meydanı'ndan Füniküler ile, şehrin önemli sembollerinden olan, 19. yüzyılda inşa edilmiş ve içinde Fransa'nın en büyük mozaiğini barındıran Sacré-Coeur Katedraline' çıkış. Buradan, Paris'in en güzel panoramalarından birini göreceksiniz. Daha sonra, bir zamanlar köylülerin sürülerini su içmeye götürdükleri yol olan ve Utrillo'nun meşhur Küçük Pembe Ev tablosuyla tanınan Rue de l'Abreuvoir'dan ve Rue Lepic'den geçerek, Rue d'Abbeville'e varış. Burada, 1901 senesinde Alexandre ve Edouard Autant tarafından, "Paris'in en güzel cephesi" yarışmasını kazanmak üzere inşa edilen, şehrin en güzel Art Nouveau binasını görebilirsiniz. Cephedeki fayansdan yapılmış tırmana bitkiler, baykuş, yarasa röliefleri, Belle Epoque döneminin en tanınmış sanatçılarından olan Alexandre Bigot'nun eseridir. Buradan, ilginç atmosferiyle Rue Cadet'ye ve Paris'te 19.yüzyılda binaların altlarına inşa edilmiş olup, şehirin ruhunu en güzel yansıtan mekanlar olan Pasajlara doğru yürüyüşe devam. Sırasıyla, Passage Verdeau, Passage Jouffroy, en eskisi olan Passage des Panoramas ve en şıkları olan Galerie Vivienne'i gezerken kısa bir kaç mola vererek dinlenebilir ve içlerindeki sanat galerileri, sahafları ve şekerci dükkanlarını yakından keşfedebilirsiniz. Son pasajdan çıktıktan sonra, Seine Nehri köprülerini ve kıyılarını takip ederek Eski Paris'in kalbini oluşturan Île de la Cité ve Île Saint-Louis ile 68 olaylarının merkezi Quartier Latin'in dar sokaklarının keşfi: Nehrin kıyılarındaki kitapçılar, çiçek pazarı, köprüler, yıpranmadan günümüze gelebilmiş eski binalar, maalesef getiğimiz günlerde büyük bir yangın felaketi geçiren Notre Dame Katedrali sizlere Paris'in romantizmini yansıtırken, Marie Antoinette'in hapis yattığı ve giyotinle idam edilmeden önce son günlerini geçirdiği, aynı zamanda devrimin önde gelen isimlerinden olup pek çok kişinin öldürülmesine neden olan Robespierre'in ve üçbine yakın insanın giyotinle idam edildiği eski hapishane Conciergerie, Fransız Devrimi'nin pek düşünmediğimiz bir yönünü hatırlatmakta. Gezi ve moladan sonra, metro ile, Paris'in ilginç bir mahallesi olan Les Frigos'ya hareket. 1921 senesinde şehrin, tren veya nehir yoluyla gelen yiyecek ihtiyarçalarını saklayabilmek için soğuk hava deposu olarak inşa edilen binalar, şehir hali yer değiştirince, belediye tarafından 2003 senesinde, Sanat Üretim Merkeziolarak sanatçılara tahsis edilmiş. Binanın gerek içi, gerekse dışı muhteşem sokak resimleri ile donatılmış. Ancak burada sokak sanatçılarını yanı sıra çok değişik braşta sanatçı atölyeleri bulunuyor. Bu sanat kompleksinde geziyi tamamladıktan sonra, Paris'te turistlerin selfi çekmek için çılgınca doluştukları, rengarenk evleriyle şirin bir sokak olan Rue Cremieux'den geçerek, Bastille Meydanı'na, oradanda Atelier des Lumières'e varış. 1835'den beri dökümhane olarak çalışan, 33000 m2 lik bu fabrika binalarında günümüzde, Monet, Renoir, Chagal, Gustav Klimt gibi ressamların eserlerini harika bir ışık gösteri olarak izleyebilirsiniz. Otele dönüş yolunda Brasserie Chez Jenny'de, Alsace bölgesi spesialitelerinden oluşan akşam yemeği.

4. Gün Paris: Le Marais, Louvre Müzesi, Saint-Germain-des-Prés, Montparnasse

Sabah, kahvaltıdan sonra, Seine'nin sağ kıyısında, eski bataklıkların üzerine kurulmuş, Paris'in en tipik semtlerinin başında gelen Le Marais'ye hareket. 12.yüzyılda bataklığın Kuzey bölgesine dini nitelikli yerleşimler başlar ve 14.yüzyılın ortasında şehir surlarının içine alınır. 17.yüzyıldan itibaren soyluların ve Paris burjuvazisinin ayrıcalıklı ikametgahı haline gelerek çok sayıda özel rezidans inşa edilir. Ancak 18.yüzyılın ortasında, Versaille Sarayı'na yakınlığından dolayı soylular Faubourg Saint-Honoré ve Faubourg Saint-Germain tarafına göç ederler. Fransız Devrimi'nde son kalan zenginlerde buradan kovularak, semtin yeni sakinleri olan işciler özel mülklere yerleşerek avlularını atölyelere çevirirler. 1960'larda, André Malraux'un öncülüğüyle mahalleyi kurtarmak ve korumak için çalışmalar başladı ve bir çok müze restore edilen eski binalara yerleşti. Günümüzde Yahudi ve Gay popülasyonun ağarlıkta olduğu bir demografi oluşturmakta. İstisnai güzellikteki Place Des Vosges, Rue de Rosiers, Rue des Barres önde olmak üzere Le Marais'nin tipik sokaklarını keşfettikten sonra, günün önemli bir bölümünü geçireceğiniz, dünyanın en büyük sanat müzesi olan Louvre Müzesi'ne doğru yola devam. 12. yüzyılda, Seine Nehri kıyısına inşa edilen eski bir kaleden, asırlar boyu çeşitli değişimlerle saraya dönüştürülen Avrupa'nın ikinci büyük yapısı, 1793 yılında, kraliyet ailesi'nin Versailles Sarayı'na taşınmasıyla, 537 sanat esrinin sergilendiği bir müze olarak kullanıma girmiş ve günümüzde 350 binden fazla esere ev sahipliği yapmaktadır. Müzenin tamamını gezmek günler boyu sürebileceği için, sadece resim ve heykel bölümlerinin önemli eserleriyle yetineceğimiz Louvre Müzesigezisinden sonra, Seine Nehri'nin sol kıyısına geçerek, içerisinde Paris'in en eski lokantalarından biri olan Le Procope'un bulunduğu Cour du Commerce-Saint-Andrépasajında ilk mola. Ardından, adını kalbindeki Saint Germain kilisesinden alan ve 542 yılında başlayan yerleşimiyle şehrin en eski semtlerinden olan Saint-Germain-des-Prés bulvarında, çevresindeki şık sokakları, mağazaları, meşhur Café de Flore, Café Les Deux Magots gibi mekanları keyifle gezmek için serbest zaman. Ardından, çok ilginç sokak ve parklardan geçerek, 20. yüzyılın başlarından beri, Paris'teki entelektüel ve sanat yaşamının kalbi haline gelen Montparnasse'a doğru yürüyüşe devam. Varışta, şehrin meşhur brasserie'lerinden La Coupol'da akşam yemeği.

5. Gün Barbizon - Fontainebleau - İstanbul

Sabah, özel tur aracıyla ve valizler ile otelden Barbizon'a doğru hareket. Dönemin baskın olan Romantizm akımına karşı gerçekçiliği özgün bir tavır olarak öne çıkaran ve yaklaşık 1830'dan 1870'lere kadar etkili olan Barbizon Ekolü, adını toplandıkları yer olan Barbizon Köyü'nden almış. Ekolün başını çekenler, Theodore Rousseau, Jean-François Millet ve Charles-François Daubigny'dir. Ressamlardan Rousseau (1867) ve Millet (1875) Barbizon'da ölmüşler. Ekole mensup diğer ressamlar ise Jules Dupré, Constant Troyen, Charles Jacque, Pierre Emmanuel Damoye, Charles Olivier de Penne, Henri Harpignies, Paul-Emmanuel Péraire, Gabriel-Hippolyte Lebas, Albert Charpin, Félix Ziem, François-Louis Français, Émile Van Marcke, Narcisse Virgilio Diaz ve Alexandre Defaux'dur. Bu, sonbaharın muhteşem renk paletiyle görülmeye değer güzellikteki ressamlar köyünde bir kahve molasından sonra tarafından Dünya Mirası listesine alınan Fontainebleau Sarayı'na doğru yola devam. Yol boyunca göreceğiniz, bir renk cümbüşü oluşturan devasa ormanlar, Fransız Kralları tarafından özel avlak olarak kullanılmaktaydı. Sarayın inşaası 12. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, çeşitli evrelerde sürmüş ve son şeklini III. Napolyon zamanında almış ve III. Louis'den, III. Napolyon'a kadar kraliyet ikametgahı olarak kullanılmıştı. Saray ve çevresindeki bahçe 115 hektarlık bir alanı kaplamakta. Yüzme havuzları ve yapay göletler bulunan bahçe birçok eski çeşme ve heykel barındırmakta. Olağanüstü güzellikte bir çok salon ve yaşam alanı göreceğiniz saray gezisinden sonra, CDG Havalimanına transfer ve saat 18.40'daki Türk Hava Yollarının TK1828 no.lu seferiyle İstanbul'a uçuş. Saat 00.15'de İstanbul Havalimanına varış.
Paris: B.W. Hôtel Littéraire Arthur Rimbaud 4 *
Web Adresine Git
video thumbnail
video thumbnail
video thumbnail
Rezervasyon Şartları:
Talebiniz üzerine tura kaydınız opsiyonlu olarak 7 gün tutulur. Bu süre sona ermeden toplam tur bedelinin % 25 ini kapsayan ön ödemeyi yaptığınız takdirde rezervasyonunuz kesinlik kazanacaktır. Opsiyon süresi sonunda ön ödeme yapılmadığı takdirde talebiniz otomatik olarak iptal edilecektir. Bakiye, yurtiçi gezilerde seyahatin başlamasından 30 gün öncesine kadar, yurtdışı gezilerde seyahatin başlamasından 45 gün öncesine kadar tamamlanmalıdır. Ödemelerin belirtilen süre içinde yapılmaması durumunda rezervasyon iptal olmuş sayılır.
Ücrete dahil olan hizmetlerimiz
  • İstanbul/Paris/İstanbul uçak biletleri (ekonomi sınıfı);
  • 1.günden 4. güne kadar, 4 akşam yemeği;
  • Yemeklerdeki şarap, su ve kahve ikramları;
  • Yukarıda belirtilen otellerde oda+kahvaltı geceleme;
  • Programdaki geziler ve ören yerleri girişleri;
  • Rehberlik hizmetleri;
  • Tüm bahşişler ( Tur Lideri Bahşişi hariç* ) ;
  • Havaalanı vergisi;
  • Seyahat sigorta paketi*
Ücrete dahil olmayan hizmetlerimiz
  • Programda belirtilmeyen geziler;
  • Öğle yemekleri;
  • Tur lideri bahşişi**;
  • Her türlü kişisel harcama;
  • Vize ücretleri;

* Dünyanın Renkleri özel seyahat sigortası paketi tüm seyahat ücretlerine dahil olup, Dünyanın Renkleri Seyahatleri'ne katılan bütün yolcuları kapsar. İlk ödemeyi yaptığınız anda size verilen poliçenin : Mesleki Sorumluk bölümü ödenen ücretin %100' ünü, Zorunlu Nedenlerle Seyahat İptali bölümü ise ödenen ücretin %90'ını teminat altına almaktadır.
85 yaş ve üstü yolcularda Zorunlu Nedenlerle Seyahat İptali durumunda ödenen ücreti sigorta kapsamamaktadır.



* Turlarımızda, sizin takdirinize bağlı olduğunu düşündüğümüzden dolayı ücrete dahil etmediğimiz Tur Lideri bahşişi için, bu turda kişi başına 25 $ düşünmek gerekir.

Vize

Fransa için Schengen vizesi gerekmekte. Pasaportunuzun en az 6 ay geçerli olması gereklidir.

ÖNEMLİ DUYURU:
Seyahate katılacak gezginlerin pasaportlarında (yeşil pasaportlar dahil) gidecekleri her ülke için, en az ve karşılıklı iki boş sayfaları olması gerekmektedir. Bazı ülkelerde karşılıklı iki sayfanın boş olmaması sorun yaratabilmektedir.