Dünyanın Renkleri / Gurme Turlar

Languedoc & Roussillon
Kathar ve Tapınak Şövalyeleri'nin topraklarına yolculuk 
06 Haziran – 10 Haziran 2012

  


Sırtını dağlara verip Akdenize doğru açılan Languedoc-Rousillon bölgesi Fransa’nın “öteki güney”i olarak da tanınır. Kathar destanlarından Tapınak Şövalyelerine kadar tarihin izlerini taşıyan bu topraklarda ki şatolar ve şehirler, bugün büyüleyici bir dekor oluşturmakta. Avrupa’nın göbeğinde olmasına rağmen, günümüze kadar gizemini korumuş olan bu yörenin etkileyici ve tabiî dekoru içinde, tarihin derinliklerine giderek Fransa'nın Kapesyen kırallar ile Languedoc halkını, Katharlar ile Dominikenleri karşı karşıya getirip çoğu zaman büyük askerî çatışmalara dönüştüren fikir ayılıkları ile basit bir inanç ayrılığının insanları sürüklediği engisizyonun izlerini, tarihi ve destansı bir ortamda keşfedebilirsiniz.
Bölgenin başka bir özelliğide, hiç şüphesiz 300 000 hektar ile Dünya’nın en büyük bağ bölgesi olması. Üzüm bağının izleri Milattan önce altıncı yüzyıla dek uzanan Languedoc-Roussillon’un Akdeniz iklimi ve farklı özellikler taşıyan toprakları şarap yapımının gelişeceği ortamı yaratmış. Son senelerde kalite seviyesi iyice yükselen şarapları ve yöresel yemek seçenekleri, damak tadına düşkün olan gezginleri, en az görecekleri güzel manzaralar ve tarihi anıtlar kadar heyecanlandıracaktır.

Ülke hakkında daha fazla bilgi

Tur Rehberi: Serdar Arnas
Bu seyahate katılımcı sayısı 24 kişi ile sınırlıdır.

TURUN ÖZELLİKLERİ

  • Bu seyahat, aynı anlayışla yapıtığımız diğer kısa turlar gibi sadece şarap tatmak için değil, aynı zamanda Languedoc-Roussillon bölgesinin tarihi ve kültürel miraslarınıda tanıyabilmeniz için hazırlandı.
  • Türk Hava Yolları ile Toulouse’a direk uçuşu, bu kısa seyahatte olabilecek en zengin programı gerçekleştirmemize olanak sağlamakta.
  • Dört gece, dört değişik şehirde konaklayarak, dolu dolu bir programı en az yorgunlukla yapabilme imkanı.
  • Bölgenin ünlü bağları ortasındaki, en önemli şarap üreticilerinden biri olan Château L’Hospitalet de konaklama.
  • Üç akşam, üç değişik Michelin yıldızlı restoranı deneyeceğimiz bu seyahatte gurme çizgimizi biraz daha yukarı taşımaya gayret ettik.
  • Bütün "gurme" seyahatlerdeki gibi yemeklere eşlik edecek şarapları titizlikle seçtik ve tur ücretine dahil ettik. Kısaca hiç bir extra ödemeyeceğiniz bir seyahat...
TUR PROGRAMI

06 Haziran Çarşamba     İstanbul – Toulouse – Carcassonne

Türk Hava Yolları ile saat 11:15'te hareket ederek 13:55’te Toulouse hava limanına varış. Özel tur otobüsüyle Languedoc'un en tanınmış ve en çok ziyaret edilen şehri olan Carcassonne’a hareket. “XIII. yüzyılın başlarında Papa III. Innocent Toulouse Kontunun topraklarına karşı haçlı seferleri başlatır. Amaç Güney Fransa’nın Languedoc bölgesinde etkisini sürdüren ve ayrılıkçı bir hristiyanlık inanışı olan Katharizmden kurtulmaktır. Nitekim, tıpkı daha sonra Tapınakçılar gibi, Katharlar’da bu acımasız savaş esnasında ve daha sonrada Enkizisyon tarafından yok edilirler” Toulouse Kontluğunun bir tımarı olan Carcassonne Vikontluğunun başkenti Carcassonne, son derece refah içinde, zengin bir şehirdi. XIII. yüzyılında Katharlara karşı "Albigeois Haçlı seferleri" olarak adlandırılan toplu kıyım düzenlenince, Toulouse Kontunun yeğeni olan Albi, Béziers ve Carcassonne Vikontu Raimond-Roger Trencavel’in ateşli direnişine rağmen şehir, 1 ağustos 1209’da Simon de Montfort yönetimindeki Fransa kralının kuzey ordularına yenik düşer. Toplu göçe zorlanan şehir sakinleri, yedi yıl sonra dönmelerine izin verilince, geri gelir ve aşağı şehri kurarlar. Günümüzde de Carcassonne iki ayrı şehirden oluşmakta. Biri, tepede yükselen ve UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine alınan, üç kilometrelik çift surla ve 52 kule ile çevrili, Avrupanın en büyük kalesi olan tarihi şehir. Diğeri ise, Aude nehrinin öbür kıyısında uzanan aşağı şehir. Carcassonne’e varışı takiben, tarihi şehrin kapısındaki otelimize yerleşme. Daha sonra, Ortaçağ şehri gezisi. Güçlü surların arkasında saklanan Carcassonne’un yukarı kısmı, halen Ortaçağın en güzel ve en iyi korunmuş müstahkem şehirlerden birini oluşturmakta. Tarihi Kalenin mahalleleri, Gallo-Romen surlar, kuleler ve Bazilika gezilecek yerler arasında yer almakta.
Akşam yemeği, Carcassonne’un seçkin bir restoranı olan Michelin yıldızlı Le Parc Franck Putelat de özel bir menü ve bölge şarapları tadımı. Geceleme otelde.



07 Haziran Perşembe     Carcassonne - Kathar Kaleleri – Château L’Hospitalet

Sabah, kahvaltıdan sonra, Kathar bölgesinin kalbinde bulunan ve Oksitanya'nın Ortaçağ atmosferini en güzel şekilde yansıtan Mirepoix kasabasına hareket. Ahşap galeriler üzerinde yükselen ve « colombage » adlı doldurma duvarlar ile yapılmış muhteşem binalar; tarihi kapalı Pazar yeri; 22 m genişliği ile Fransa’nın en geniş sahınına sahip Gotik Saint Maurice katedrali ile Güney Fransa’nın tipik bir Ortaçağ şehri olan « bastide » de gezinti. Daha sonra, baş döndücü Kathar kaleleri keşfetmek üzere Pirene sıradağlarının eteklerinde bulunan Montségur Kalesine doğru yola devam. İkili bir dünya görüşüne dayalı bir inanç olup felsefesini iyinin ve kötünün dengesi üzerine inşa eden Katharizm, en fazla beğenildiği Languedoc'da etkili olur ve belirgin izler bırakır. Fakat her geçen gün daha güçlenip zenginleşen Roma Kilisesine karşı olan ve Albililer olarak da anılan Katharlar, Engizisyon mahkemeleri tarafından yargılanıp katledilirler. 1244 yılında Papa’nın ordularına yenik düşen ve 1216 m yükseklikte bir kartal yuvası gibi konuşlanmış Montségur kalesi,Kathar direnmesinin en önemli sembolüdür. Montségur’de öğle yemeğinin ardından Aude Nehri vadisinden geçerek, harika manzaralar eşliğinde yolumuza devam. Öğleden sonra, Kathar kaleleri arasında en etkileyici ve en kolay ulaşılabilir olan Queribus Kalesi gezisi. Montségur’den 11 sene sonra düşen en son kathar kalesi olan Queribus çok sayıda Kathar din adamı ve şövalyesini barındırdı. Daha sonra, yazar Alphonse Daudet’nin « Değirmenimden Mektuplar » adlı öykü kitabına konu olan Cucugnan Papazı ile ünlü Cucugnan köyünden geçip, diğerleri gibi dağların tepesinde yerleşmiş Peyrepertuse kalesini uzaktan görerek, Corbières bölgesine doğru yola devam. Clape platosundaki bağlar ve çam ormanları ile çevrili Château L'Hospitalet’ye varış ve otele yerleşme. Güzel bir atmosferde akşam yemeği eşliğinde bölge şarapları tadımı ve geceleme .



08 Haziran Cuma     Château L’Hospitalet – Montpellier

Sabah, Côteaux du Languedoc-La Clape, Corbières Boutenac, Minervois, Pays d’Oc, Limoux gibi şarapları üretimini yapan Château L'Hospitalet tesislerini ziyaret ve şaraplarının tadımı. “Fransa'nın en hızlı gelişen şarapçılık bölgesi olan Languedoc-Roussillon şaraplarının kalitesi % 25 AOC, % 50 kırmızı ağırlıklı yöre şarabı ve % 25 sofra şarabı olarak sınıflandırılabilir. Kırmızı şaraplarda kullanılan üzüm türleri Carignan, Grenache, Cinsault, Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Mourvèdre, Aramon ve Alicante; Beyaz şaraplarda Marsanne, Macabeu, Ugni Blanc, Clairette, Roussanne, Bourboulenc, Viognier ve giderek artan oranda Chardonnay; Tatlı şaraplarda ise Muscat Blanc, Muscat Romain ve Grenache’dan oluşmakta. AOC apelasyonlu Côteaux du Languedoc ise, çok eskilere dayanan bir şarap geçmişine sahip.” Degüstasyonun Ardından Fransa’nın 8. büyük şehri olan, Languedoc-Roussillon bölgesi başkenti Montpellier’ ye hareket. Tanınmış bir üniversite kenti olan Montpellier XIII. Yüzyılda kurulan ve hala faaliyette olan Avrupa’nın en eski tıp fakültesine ev sahipliliği yapmakta. Montpellier’ye varışı takiben, eski Yunan mimarisinden ilham alan ünlü katalan Mimar Ricardo Bofill tarafında tasarlanan modern Antigone mahallesinin keşfi. Maison de la Lozère’de öğle yemeğinin ve yemek sonrasında tarihi şehir merkezindeki diğer önemli noktalarının keşfi: kafeler, restoranlar, mağazalar, Üç Güzeller Çeşmesi ve tarihi “Opéra Comédie” binasının bulunduğu "Place de la Comédie"; gezi meydanı anlamına gelen Esplanade’ın ucundaki Opéra Berlioz’u ve kongre sarayını barındıran beton ve granitten yapılmış Corum kompleksi; Ortaçağ sokakları; XVII. ve XVIII. yüzyıllardan kalma zarif yapılar; Peyrou gezi meydanının kapısı olan Zafer Anıtı... Daha sonra, Komedi Meydanı ve Polygone alış veriş merkezine yakın bulunan otelimize yerleşme.
Akşam yemeği Le Lez nehrinin kıyısındaki Michelin yıldızlı La Réserve Rimbaud restoranında, özel bir mönü eşliğinde bölge şarapları tadımı. Geceleme otelde.



09 Haziran Cumartesi     Montpellier - Couvertoirade - Roquefort – Albi

Kahvaltının ardından, bir Dünya Mirası olan Causses bölgesinde bulunan uçsuz bucaksız Larzac platosuna doğru hareket. Sıkca, köpekleriyle koyun sürülerini güden çobanlara rastlayacağınız bu bölgede Tapınak Şövalyelerinin izni sürüceceğiz.
İlk Haçlı Seferinin ardından, 1118 yılında kendilerini "İsa'nın Yoksul Askerleri" olarak tanıtan 9 Şövalye Kudüs'e gelir ve 1127 yılında Avrupa'ya geri dönerler. 1128 yılında Kilise Konseyinin kararı ile örgütleri Tapınak Şövalyeleri adlı dinsel ve askeri bir tarikata dönüşür. Tarikatın ilk amacı, Kudüs'ün korunması ve hıristiyan hacıların güvenliği olmakla birlikte, gerektiğinde Hıristiyan inancı ile Kilisenin yararlarını korunmak için de savaşırlarda. Tarikatın üyeleri sadece büyük üstada, büyük üstat da sadece papaya karşı sorumluluk taşımaktadır. Kısa sürede hızla büyüyen tarikat Avrupa'nın her yerinde taşınmaz mülk sahibi olur. Ancak bu servetin tümü tarikatın malıdır. Tapınakçılar, sıkıntıya düşen tüccarlara, hatta krallara bile borç verecek düzeye gelirler. Büyük üstat Akka'da ölünce 1293 yılında yerine seçilen Jacques de Molay, tarikat merkezini Fransa'nın güneybatısındaki Languedoc bölgesine taşınmaya karar verir. Bu arada Papa ile Fransa kralı arasında güç kavgaları başlar. Sonuçta Philippe IV. kendisi ile uyumlu çalışacak papa Clement V. seçtirmeyi başarır ve onun desteği ile Tapınak Şövalyeleri tarikatına son vererek, epeyidir göz diktiği tüm mal varlıklarına el koyar. Tapınakçılar engizisyonda yargılanırlar, çoğu işkence görür ve kendilerinden hıristiyan dininden sapkınlıkları konusunda itiraf belgeleri alınmaya çalışılınır. Fakat hıristiyanlığı yadsıdıklarını şiddetle reddederler. Hıristiyan inancını savunur ama açıkça "teslis" dogmasına karşı olduklarını belirtirler. Bu aşamada tapınakçıların katharlardan da esinlenmiş hatta Kathar inancını benimsemiş olabileceği sorgulanmaktadır.
Tapınakçılar, tarikata bağışlanan Larzac bölgesindeki topraklarda Sainte Eulalie’de bir kumandanlık ve ona bağlı La Cavalerie ile La Couvertoirade adlı iki Tapınakçı kasabası kurmuşlar. Tarikat yok edildikten sonra, sonradan Rodos Şövalyeleri ve Malta Şövalyeleri olarak anılan Hospitalier Şövalyeleri bu kasabalara tahkimat yapmışlar. En iyi korunmuş olan La Couvertoirade kasabasını gezdikten sonra nefes kesen güzellikte manzaralar eşliğinde Büyük Causses bölgesine doğru hareket. İnşaası 1998’de başlanan ve 3 yıl süren 343 m ile dünyanın en yüksek viyadükü olan “Millau Viadükünü” yoldan görebilirsiniz. Yöresel tatları tadabileceğiniz öğle yemeğinden sonra, Roquefort sur Soulzon’da bulunan Roquefort Société tesisini ziyaret. Doğal mağaralarda ve mahzenlerde üretilen içi küflü, kokusu harikulade güzel olan ve A.O.C apelasyonu verilen ilk peynir olan ünlü Rokfor peynirinin lezzeti büyük bir farklılık taşımakta. Daha sonra, Tarn Nehri kenarında bulunan Albi’ye doğru yola devam. Varışı takiben UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine alınan tarihi Albi şehir gezisi. "Albigeois yani Albililer" ismi, Katharlara kollarını açan Albi’den gelmekte ve onlara karşı yapılantoplu kıyım ise " Albigeois Haçlı seferleri " olarak anılmakta. Bölge, Albigeois Haçlı seferlerinden sonra siyasî ve kültürel açıdan Kuzey Fransa'nın ve dinî açıdan da Katolik Kilisesi'nin egemenliği altına girer. Bu dönemde inşa edilen Sainte-Cécile Katedralini ziyaret. Kale görünümdeki dünyanın en büyük tuğla katedralinin dış sadeliği, görkemli iç dekorasyonu ile tam bir zıtlık oluşturmakta. Gezinin ardından otelimize yerleşme.
Akşam yemeğinde, Michelin yıldızlı L’Esprit du Vin restoranında, şef David Enjalran'un sizler için hazırladığı özel bir mönü eşliğinde bölge şarapları tadımı.



10 Haziran Pazar     Albi - Toulouse – İstanbul

Aristokrat Kont Alphonse de Toulouse-Lautrec ve Kontes Adele de Toulouse-Lautrec’in oğlu ünlü ressam Henri de Toulouse-Lautrec 1864’te Albi’de doğmuş. Sıhhatli bir yapıya sahip olmayan Toulouse-lautrec, 1878’de geçirdiği bir kaza sonucu sol bacağı, 1879’daki bir kaza sonucu da sağ bacağı kırıldıktan sonra sakat kalır. Montmarte’a yerleşen ressam, kenar mahallelerdeki eğlence hayatının içinde yaşar ve özellikle Moulin Rouge pavyonunu anlatan resimleriyle büyük üne kavuşur. Toulouse-Lautrec, afişin bir sanat olarak değer kazanmasını sağlayan sanatçıdır. Sabah, eski piskopos sarayı “Palais de la Berbie” nin içinde bulunan Lautrec müzesini gezme imkanı. Ardından, Toulouse hava limanına hareket. Türk Hava Yolları ile saat 14:55'te hareket ederek 19:20’de İstanbul’a varış.



Oteller    
Carcassonne : Hôtel Mercure Porte de la Cité 3*
L'Hospitalet :  Château de l'Hospitalet 3*
Montpellier : Hôtel Mercure Centre 3*
Albi : Hôtel Mercure Bastide 3*


Tur Ücretler
i


İki kişilik odada kişi başı
1,795 €
Tek kişilik oda farkı
275 €

.

Ücrete dahil olan servisler
  • İstanbul/Toulouse/İstanbul uçak biletleri (ekonomi sınıfı);
  • 1., 2., 3. ve 4. gün akşam yemekleri;
  • 2., 3. ve 4. gün öğle yemekleri;
  • Yemeklerdeki şarap, su ve kahve ikramları;
  • 3. gün bir şarap degüstasyonu;
  • 4. gün bir peynir degüstasyonu;
  • Yukarıda belirtilen otellerde oda+kahvaltı geceleme;
  • Programdaki geziler ve ören yerleri girişleri;
  • Havaalanı vergisi;
  • Rehberlik hizmetleri;
  • Tursab güvence paketi.

Ücrete dahil olmayan servisler
  • Programda belirtilmeyen geziler;
  • Her türlü kişisel harcama;
  • Vize ücretleri;

Vize: Fransa için Schengen vizesi gerekmekte.


Sayfayı Yazdır Favorilere Ekle